Kurumsal hayatta ilk 11
Her takım sahaya çıkmadan önce bir oyun planına ihtiyaç duyar. Kurumsal hayatta da bu plan, yalnızca “iyi niyetler” ya da “yüksek hedefler” değil; bilinçli tercihler ve dengeli bir yaklaşım üzerine kurulmalıdır. Kurumsal hayatta kalıcı başarıyı yalnızca verimlilikle ya da yalnızca yenilikçilikle açıklamak mümkün değil.
Elchin Ibadov/ SOCAR Türkiye CEO’su
Bu yazıyı uzun süredir yazmak ve futbolun iş hayatı ile düşündürücü benzerliğini anlatmak istiyordum. Ama öncelikle bu yazımın bir başarı reçetesi, bir “en doğrusu budur” iddiası ya da herkes için geçerli tek bir yol haritası olmadığını iyi anlatmam gerekecek. Aksine; bu yazı farklı coğrafyalarda, farklı sektörlerde, farklı ekiplerle çalışırken bizzat deneyimlediğim, zaman zaman yanıldığım ama çoğu zaman işe yaradığını gözlemlediğim kişisel çıkarımların samimi bir derlemesidir.
Bu nedenle futbol metaforunu özellikle seviyorum. Çünkü gerçek hayatta olduğu gibi, kurumsal hayatta da mesele “en parlak yıldızları” toplamak değil; doğru oyuncuları uygun pozisyonlarda, etkili taktikle oynatabilmektir.
Ben de kurumsal hayat oyununa “hangi ilk 11’le çıkarım” diye kafa yordum Buradaki “oyuncuların” isimleri özellikle İngilizce ve akılda kalıcı mnemonik kısaltmalar şeklinde kurgulandı. Amacım; bu kavramların sadece okunmasını değil, hatırlanmasını, içselleştirilmesini ve gerektiğinde zihinde hızlıca çağrılabilmesini sağlamak. Her oyuncu adı, forma numarası, pozisyonu temsil ettiği fikrin kısa bir zihinsel tetikleyicisi olarak tasarlandı. Ama önce oyun planını (taktiği) düşünelim.
Oyun Planı: Çiftyönlülük, yani aynı anda savunma ve hücum
Her takım sahaya çıkmadan önce bir oyun planına ihtiyaç duyar. Kurumsal hayatta da bu plan, yalnızca “iyi niyetler” ya da “yüksek hedefler” değil; bilinçli tercihler ve dengeli bir yaklaşım üzerine kurulmalıdır.
Kurumsal hayatta kalıcı başarıyı yalnızca verimlilikle ya da yalnızca yenilikçilikle açıklamak mümkün değil. Bugünün dünyasında şirketler aynı anda iki farklı işi yapmak zorunda:
- Mevcut işi istikrarlı, disiplinli ve verimli şekilde yürütmek (savunma)
- Geleceği şekillendirecek yenilikçi, girişimci ve deneysel alanlara cesaretle yatırım yapmak (hücum)
Ben bu yaklaşımı çiftyönlülük olarak adlandırıyorum. Bu kavramsal çerçeve, Harvard Business School profesörlerinden Michael L. Tushman’ın uzun yıllara yayılan “organizational ambidexterity (kurumsal çiftyönlülük” çalışmalarına dayanıyor. Tushman, organizasyonların hem “bugünü iyi işletme” hem de “yarını icat etme” becerilerini aynı anda geliştirebildikleri ölçüde sürdürülebilir olduklarını ortaya koyuyor.
Futbol diliyle söylersek:
- Sadece savunma yaparsanız maçı kaybetmezsiniz ama kazanamazsınız.
- Sadece hücum ederseniz heyecan yaratırsınız ama kırılgan olursunuz.
- Kazanan takımlar ve kurumlar, çiftyönlü oynayabilenlerdir.
Bu noktaya kadar nasıl bir........
