Bir yargı kararı & beş konu
Önemli bulduğum güncel yargı kararlarını, zaman zaman bu köşede paylaşıyorum. Bugün Danıştay Üçüncü Dairesinin 10 Nisan 2025 tarihli ve E:2023/5918 K:2025/1738 sayılı kararını paylaşacağım. Kararda daha fazla konu var ama ilginç olduğunu düşündüğüm beş konuyla yetineceğim.
Emisyon primi istisnasına ilişkin giderler
Somut olayda davacının primli sermaye artırımı yaptığı, hisse senedi ihracı için yapılan giderlerin emisyon primi istisnasına isabet eden kısmının indirim konusu yapılamayacağı gerekçesiyle tarhiyat yapıldığı anlaşılıyor.
Vergi mahkemesi, emisyon priminin kurumlar vergisinden istisna olduğu, istisna edilen kazançlara ilişkin giderlerini istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilmeyeceği gerekçesiyle yapılan tarhiyatı hukuka uygun bularak davayı kabul etmiş. İstinaf istemini inceleyen Bölge İdare Mahkemesi aynı gerekçeyle Vergi Mahkemesi kararını uygun bularak davayı reddetmiş.
Temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi, emisyon priminin, kazanç değil doğrudan bir sermaye unsuru olduğu, Kurumlar Vergisi Kanununda vergiden istisna tutulmamış olsa dahi, vergiye tabi tutulamayacak bir nakdi kaynak olduğu, istisna düzenlemesinin emisyon primine kazanç niteliği kazandırmadığı, sonuç olarak, emisyon primine ilişkin giderlerin işletmenin sermayesinin arttırılması kapsamında ortaya çıkan genel gider niteliğinde olduğu, dolayısıyla bahse konu giderin emisyon primine isabet eden kısmının kanunen kabul edilmeyen gider olarak kurum kazancına ilave edilmesinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçeleriyle, davayı reddeden Vergi Mahkemesi Kararına davacı tarafından yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi Kararını bozmuş.
Devralınan kuruma ait geçmiş dönem zararlarının mahsubu
Dava konusu olayda, davacı kurum bağlı ortağı olan iki şirketi devralmış. Negatif öz sermayeli (borca batık) olan şirketlerde devir tarihinden önce sermaye artırımı yapılarak şirketler borca batıklıktan kurtarılmış. Devir sonrası devralınan şirketlere ait geçmiş yıllar zararlarının mahsubu reddedilerek devralan şirkete kurumlar vergisi tarhiyatı yapılması sonucu konu yargıya taşınmış.
Vergi Mahkemesi, davacı şirket tarafından artırılan sermayenin ödenmesine karşın aynı tarihlerde ödenen tutardan daha fazlasının devralınan kurumlarca geri gönderildiği, yapılan sermaye artırımlarının bu haliyle devralınan şirketlerin borca batıklık durumunu değiştirmeyeceği, dolayısıyla devralınan kurumların geçmiş yıl zararlarının mahsubunun mümkün olmadığı gerekçeleriyle yapılan tarhiyatı hukuka uygun bularak davayı reddetmiş.
Davacının, devralınan kurumlara ait işletmelerin kuruluş dönemlerinde yapılan harcamaların büyüklüğü nedeniyle uzun süre zarar beyan etmek durumunda oldukları, bu kurumların daha önce hakim ortağı olmaları nedeniyle söz konusu harcamaların büyük oranda kendileri tarafından karşılandığından, devralınan kurumlarda oluşan zararların mahsup hakkının kendilerine ait olduğu, sermaye artırımlarının tüm yasal ve idari düzenlemelere uygun yapıldığı, taahhüt edildikten sonra ödenen sermayenin ilgili kurumda bloke edilmesi gibi bir zorunluluk bulunmadığından nakit planlamalarına göre kendilerine geri gönderildiği yönündeki açıklamaları Vergi Mahkemesi tarafından kabul görmemiş.
Bölge İdare Mahkemesi, istinaf başvurusunu reddetmiş, temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi de temyiz talebini reddederek Bölge İdare Mahkemesi kararını onamış.
Reklâm filminin amortisman süresi
Dava konusu olayda davacı şirket, 2008 yılında işletme aktifine aldığı ve "Kuruluş ve Örgütlenme Giderleri Hesabında" takip edilen tanıtım reklam filmi için, faydalı ömrü 15 yıl kabul edilerek %6,66 oranında amortisman........
