menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Amerika’nın kıta savunmasından çekilmesi için zaman uygun değil

35 0
09.06.2026

Dünya siyasi sisteminin köklü değişime uğradığının sık sık dile getirildiği bir dönemde Amerika Birleşik Devletleri’nin Avrupa savunmasına katkısını azaltacağını ifade etmesinin pek de şaşırtıcı olmaması gerekir. Amerikan yönetiminin ileri sürdüğü görüşlere göre Avrupalılar, kendi savunmalarının gereklerini yerine getirmekte çok isteksiz davranmışlar ve savunma maliyetlerinin Amerika tarafından karşılanmasını beklemişlerdir. Uzun süreden beri Amerikalılar NATO’nun Avrupalı üyelerine savunma harcamalarını artırmaları gerektiğini söylemekte ama bir türlü olumlu sonuç elde edememektedirler.

Böyle bir bekleyişin haklı olup olmadığı konusunda farklı düşünceler vardır. Bir grup düşünür, Amerika’nın Avrupa’yı, kendisini korumak için savunduğunu ileri sürmekte, Amerika’nın masraf etmesini de tabii karşılamaktadır. Diğer bazıları ise Amerika’nın özellikle Kıta’nın konvansiyonel savunmasında daha geniş bir rol almasını gerekli görmekte, askeri masrafların artırılmasını onaylamaktadır.  Bu görüşün bir uzantısı olarak Amerika’nın NATO’dan ayrılacağı sözü bile arada sırada dolaşıma sokulmuştur. Anlaşıldığına göre, şimdilik Amerika’nın NATO’dan çıkması söz konusu olmasa bile Amerika, NATO’nun varlığını onun desteğine muhtaç olmadan sürdürmesine, yani Avrupa desteğine bağlı kılınmasına taraf gözükmektedir.

Sovyetler Birliği’nin nükleer füzeleri Amerika Kıtası’na gönderme kabiliyetini elde etmesinden sonra, Amerikalıların kendi büyük şehirlerini nükleer saldırıya açmak pahasına, Avrupa’yı savunmaya ne derecede hazır oldukları daima cevabı aranan bir soru olmuştur. Avrupa Kıtası’nda yürütülen mücadelenin olumlu seyretmemesi durumunda Amerikalıların nükleer hedef olmayı kabullenerek hasmın toprak edinmesini durdurmayı kabul edip etmeyecekleri sorusunun cevabını bilen yoktu. En önemli husus da galiba bu idi. Kimse Amerika’nın ne yapacağını bilmiyor ve kestiremiyordu. Belki de kendilerine hasmın yönelteceği füzeleri etkisizleştireceklerini düşünerek, nükleer stoklarını devreye sokarlar, nükleer bir çatışmaya girmekten kaçınmazlardı. Nükleer caydırıcılığın ruhunda da zaten bu bilinmezlik yatıyordu. Nükleer silahlara sahip olanlar bir ihtimal bu silahları kullanabilirlerdi.  Özellikle karşı darbe (yani bir nükleer saldırıya uğrasa bile, hasma yüklenmeyi kabul edemeyeceği oranda zarar verebilecek bir karşılık vermek) kabiliyetini koruması, Amerika’yı Sovyetler açısından güvenilir olmaktan uzaklaştırıyordu. O zaman da Amerika’nın nükleer bir saldırıyla cevap verebileceği işleri yapmaktan uzak duruyorlar, yani........

© Ekonomim