menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026 yılına girerken ekonomimiz

13 0
31.12.2025

2023 yılının ortalarından itibaren sıkılaşmaya başlayan para politikasının etkileri, yaklaşık 6 ila 9 ay gecikmeyle hissedilmeye başlandı. Bu çerçevede 2024 yılında Türkiye ekonomisinin büyüme hızının %2-3 bandına gerilediğini gözlemlemiştik. Geçen yılın son çeyreğinde gelen faiz indirim sinyalleri ve ardından başlayan faiz indirimleriyle birlikte, 2025 yılında büyümenin yeniden ivme kazandığını ve %3-4 bandına yöneldiğini gördük. Yılın ilk dokuz ayı itibarıyla ortalama büyüme oranı yaklaşık %3,5 seviyesinde gerçekleşti.

19 Mart’ta yaşanan siyasi gelişmeler sonrasında faiz oranlarında ve risk algısında yeniden bir yükseliş gözlemlendi. Bu gelişmeler, hem kur kanalı hem de beklentiler yoluyla enflasyon üzerinde olumsuz etkiler yarattı. Aylık enflasyon verilerinin genel olarak beklentilerin üzerinde seyretmesi, 2024 yılı için üçüncü çeyrekte , son çeyrekte $ olarak belirlenen enflasyon hedeflerinin belirgin biçimde aşılmasına yol açtı. Gerçekleşen enflasyon 0’lara yaklaşmasına rağmen, hanehalkının 12 aylık enflasyon beklentileri P’lere reel sektör beklentileri ise ancak 5 civarına geriledi. Bu durum, Merkez Bankası para politikasının etkinliği bakımından önemli bir risk unsuru olmaya devam ediyor.

Sonbahar aylarından itibaren yeniden başlayan faiz indirimleri ve oluşan beklentiler çerçevesinde, 2026 yılı için büyüme açısından daha olumlu; enflasyon açısından ise %’ler civarında “takılma” ihtimalinin yüksek olduğu bir senaryo öne çıkarıyor.

Diğer makro göstergelere baktığımızda, bütçe dengelerinin genel olarak tahminler doğrultusunda seyrettiğini görüyoruz. Bütçe açığı %3’ün üzerinde kalmaya devam ederken, faiz dışı açıkta kısmi bir gerileme söz konusu. Deprem harcamalarındaki azalma ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında son dönemde artan uygulamalar bu görünümde etkili oldu.

Büyümedeki........

© Ekonomim