Elektrikli otomobil artık zengin ülkelerin oyuncağı değil
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) son paylaşımı, elektrikli otomobil meselesinde çok önemli bir eşiğin geçildiğini gösteriyor. Artık elektrikli araçlar sadece Norveç, Çin, Almanya ya da ABD gibi büyük ve zengin pazarların konusu değil. Kolombiya, Brezilya, Meksika, Şili, Türkiye, Hindistan, Vietnam, Tayland ve hatta Sırbistan gibi ülkeler de bu dönüşümün içine giriyor.
Paylaşımda en çarpıcı ülke Kolombiya olmuş. Beş yıl önce neredeyse sıfır seviyesinde olan elektrikli otomobil satış payı, 2025’e gelindiğinde yüzde 10’a ulaşıyor. Yani Kolombiya, ABD’yi yakalıyor. Brezilya yüzde 9’a, Meksika yüzde 7’ye, Şili yüzde 4’e geliyor. ABD ise yüzde 10 civarında yataylaşmış gibi görünüyor.
Bu tablo bize basit ama çok önemli bir şey söylüyor: Elektrikli otomobil devrimi artık sadece kişi başına geliri yüksek ülkelerin hikâyesi değil. Teknoloji ucuzladıkça, batarya maliyetleri düştükçe, Çinli ve başka Asyalı üreticiler yeni pazarlara girdikçe ve petrol fiyatları oynak kaldıkça gelişen ülkelerde de elektrikli araç talebi hızlanıyor.
Elektrikli otomobil, sahip olma maliyeti açısından da anlam kazanıyor
Bir dönem elektrikli otomobil için “lüks tüketim ürünü” deniyordu. Kısmen doğruydu. İlk modeller pahalıydı, şarj altyapısı zayıftı, menzil endişesi yüksekti. Ama bugün tablo değişiyor. Elektrikli otomobil artık sadece çevre duyarlılığıyla alınan bir araç değil. Birçok ülkede toplam sahip olma maliyeti açısından da daha anlamlı hale geliyor. Yakıt maliyeti düşük, bakım maliyeti daha sınırlı, şehir içi kullanımda avantajlı.
Bloomberg’ün değerlendirmeleri de aynı yöne işaret ediyor. Elektrikli araçta büyüme sadece Çin’den gelmiyor. Türkiye, Vietnam, Tayland, Singapur, Hindistan, Meksika, Brezilya ve Güneydoğu Asya ülkeleri artık yeni dalganın merkezinde. Hatta bazı gelişen pazarlarda elektrikli araçların yeni otomobil satışlarındaki payı ABD’nin üzerine çıkmış durumda. Bu artık istisna değil, yeni eğilim.
Latin Amerika örneği bu yüzden önemli. Brezilya ve Meksika gibi ülkeler uzun süre elektrikli araçta yavaş ilerledi. Sebep basitti: Araçlar pahalıydı, gelir seviyesi sınırlıydı, şarj altyapısı yeterli değildi. Ama daha ulaşılabilir modellerin pazara girmesi dengeleri değiştirdi. Çinli markalar burada elbette güçlü rol oynuyor. Ancak mesele sadece Çinli üreticiler değil. Yerel distribütörler, finansman şirketleri, şarj altyapısı yatırımları ve vergi politikaları da tüketiciyi elektrikli araca yaklaştırıyor.
Elektrikli ulaşım şehir ekonomisinin tamamını değiştiren bir dönüşüm
Hindistan ise başka bir örnek. Hindistan’da elektrikli otomobil pazarı kadar elektrikli iki ve üç tekerlekli araçlar da büyük önem taşıyor. Çünkü gelişen ülkelerde mobilite ihtiyacı sadece otomobille ölçülmez. Motosiklet, scooter, küçük ticari araç ve şehir içi teslimat araçları da büyük pazar oluşturur. IEA’nın verileri, Güneydoğu Asya’da elektrikli iki ve üç tekerlekli araç satışlarının hızla arttığını, Hindistan’da da bu alanda güçlü bir büyüme yaşandığını gösteriyor. Yani elektrikli ulaşım sadece otomobil değil, şehir ekonomisinin tamamını değiştiren bir dönüşüm.
Güneydoğu Asya’da Vietnam ve Tayland ayrıca dikkat çekiyor. Tayland uzun yıllardır otomotiv üretim üssü olarak biliniyor. Şimdi elektrikli araç üretiminde de bölgesel merkez olma hedefi var. Vietnam ise VinFast üzerinden kendi markasını küresel pazara taşımaya çalışıyor. Bu iki örnek bize şunu anlatıyor: Elektrikli araç dönüşümü sadece satış pazarı yaratmıyor, sanayi stratejisi de yaratıyor.
Doğu Avrupa ve Balkanlar........
