Ticari alacaklarda faiz kalkanı: 2026’da güncel durum
Enflasyonun gölgesinde ticari hayat devam ederken, alacaklıların en önemli dayanaklarından biri faiz hükümleri olmaya devam ediyor. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve ilgili mevzuat, para alacaklarının zaman içinde erimesini kısmen önlüyor. Ancak yüksek enflasyon ortamında bu korumanın yetersiz olduğu, son yargısal gelişmelerle birlikte daha da görünür hale geldi. Sözleşmede faiz kararlaştırılmamışsa kanuni faiz gündeme geliyor.. Türk Borçlar Kanunu ’nun 88. ve 120. maddeleri akdi ve temerrüt faizinin sınırları çizilmiştir.Sözleşmede faiz kararlaştırılmamışsa ,uygulanacak faiz oranı; faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.Kanunda faiz oranının zaman içinde sıkça değişebileceğinden ötürü sabit bir faiz belirtilmesi uygun görülmemiştir.Ancak sınır getirerek , sözleşmede kararlaştırılacak faiz oranının borcun doğduğu zaman mevzuata göre yürürlükte olan faiz oranının yüzde ellisini aşamayacağını belirtmiştir.Yine temerrüt faizi için de 120. Maddede sözleşme ile kararlaştırılacak faiz oranının yıllık ortalama faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı kabul edilmiştir.
Ticari işler bakımından iki türlü görüş bulunmaktadır. Biri ;Borçlar Kanunu 88. ve 120. Maddelerinin ticari işler bakımından da uygulanabileceğidir.Yani madde gerekçesinde tacir veya tacir olmayan olarak ayrım yapılmamış olup tacirlerin de aşırı faize karşı korunmaları gerektiği belirtilmiştir.Diğer görüş ise ;bu maddelerde belirtilen sınırlamanın ticari işlerde uygulanamayacığıdır.Borçlar Kanunu’nun 8. Maddesinde ;ticari işlerde faiz oranının serbetçe belirlenebileceği belirtilmiştir.Uygulamada Türk Ticaret Kanunu ticari işlerde uygulanmakta ve faiz açısından bir sınırlama bulunmamaktadır.
Ticari işlerde ise özellikle mal ve hizmet tedarikinde geç ödemeler bakımından özel bir düzenleme bulunmaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. Maddesine göre sözleşmede ödeme günü veya süresi kararlaştırılmışsa borçlu ihtar çekilmesine gerek kalmadan temerrüde düşer.Bu nedenle sözleşmeye ödeme tarihi net bir şekilde yazılmalıdır.Aksi halde temerrüde düşürmek için ,ihtarname tebliğ etmek mecburiyeti gerekir.Ödeme süresi için de azami bir sınır bulunmaktadır.Ödeme süresi ;Faturanın,mal ve hizmetin alındığı tarihten en fazla 60 gün olarak kararlaştırılabilir.Örneğin 1 Ocak’ta fatura teslim edildi ya da mal ve hizmet teslim edildi ve kabul edildi,ödeme süresi en geç 29 Şubat’a yazılabilir.Ödeme süresi kararlaştırılmamışsa fatura ve mal ve hizmetin kabulünden 30 gün sonra temerrüde düştüğü kabul edilir.
Ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde geç ödemelerde uygulanacak temerrüt faizi oranı her yıl Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirleniyor. Sözleşmede faiz ödenmeyeceğine dair yazılan hükümler geçersiz kabul ediliyor.Faiz belirlenmemişse veya geçersiz ise Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın Ocak ayında yaptığı ilana göre belirlenir.Merkez Bankası’nın yayımladığı verilere göre 1 Ocak 2026’dan itibaren bu oran yıllık %43,00; alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarı ise 2.020 TL olarak uygulanıyor. Bu, 2025 yılı için geçerli olan %53,25 oranına kıyasla belirgin bir düşüş anlamına geliyor.
Temerrüt faizi, borçlunun gecikmesi halinde devreye giren temel araçtır. Taraflar sözleşmede temerrüt faizini kararlaştırabilir; ancak kanuni sınırlamalar çerçevesinde, temerrüt faizinin ölçüsüz hale gelmesi engellenir. Bu nedenle sözleşmeye yazılacak oranlar, somut ilişkiye ve uygulanacak mevzuata göre dikkatle kurgulanmalıdır. Peki, enflasyon bu faizleri yutuyor mu? Borçlar Kanunu m.122’de düzenlenen munzam (ek) zarar hükmü, temerrüt faizinin alacağın değer kaybını karşılamadığı hallerde alacaklıya ek zarar talep etme imkanı tanıyor. Bu yol, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde alacaklıların sıkça dayandığı bir kurum haline gelmiş durumdadır.
Sonuç olarak 2026’da ticari alacaklı bakımından “Faiz Kalkanı” hala önemli bir koruma sağlıyor. Mal ve hizmet tedarikinde geç ödemeler için TTK 1530 rejiminde %43 temerrüt faizi ve 2.020 TL asgari giderim tutarı, alacaklıyı en azından kısmen koruyan araçlar arasında. Buna rağmen enflasyonun seyri, yalnız faizle korunmanın çoğu dosyada yeterli olup olmayacağını tartışmalı kılıyor. Bu nedenle munzam zarar talebinin kapsamı, ispatı ve yargısal yaklaşımın hangi yönde gelişeceği; 2026 boyunca alacak davalarının en sıcak başlıklarından biri olacak gibi duruyor.
