Bunu konuşmamız gerek
“Altın tekrar yükselir mi?” ya da “TCMB faiz indirir mi?” gibi başlıkların okunurluğumu artıracağının farkındayım. Ama size anlatmak istediklerim var ve o nedenle bugün biraz sıkıcı olma riskini alacağım. Yine de söz, konuyu piyasalara bağlayacağım.
Yazıya nüfus istatistikleriyle başlayacağım ama konum şu pek meşhur “Yaşlanıyoruz, fırsat penceresi kapanıyor!” meselesi değil. Fırsat penceresi konusunda genelden ayrı düşünüyorum, bir ara onu da yazarım.
Malumunuz TÜİK her yıl olduğu gibi bu sene de İstatistiklerle Çocuk bültenini yayımladı. Çocuk nüfusun toplam içerisindeki payı 1935’teki E’ten 2025 itibarıyla $,8’e gerilemiş. Bu oran Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri içindeki en yüksek seviye... Bizden sonra gelen İrlanda’daki seviye ",7, AB-27 ortalaması ise ,6.
TÜİK’in nüfus projeksiyonları, çocuk nüfusun toplam içerisindeki payının azalmaya devam edeceğini gösteriyor. Baz senaryoya göre 2100’de bu oran 10 yüzde puan gerileyerek ,5 olacak. TÜİK’in iyimser ve karamsar senaryosu 2100 için ,6 ile %9,9 arasında değişiyor (Grafik- 1).
Dünya da yaşlanıyor, Türkiye de; buraya kadar bilinen mevzu. Sağlıklı yaş alma (Longevity) konusunun bu kadar popüler olması da kısmen artan bu farkındalığın bir yansıması. Spor, beslenme, stressiz yaşam… Herkes gerekeni yapmaya hazır. Lakin işin özünü mü kaçırıyoruz acaba? Her yer sağlıklı yaşamla ilgili sloganlarla dolmuşken gördüğüm bir istatistik beni çok şaşırttı: Türkiye’de çocuk aşılama oranları düşüyor (Grafik-2). Burada benim anlamadığım teknik........
