Hürmüz, uzun süreli kapanırsa Türkiye ne kaybeder ne kazanır?
Mevcut durum, Merkez Bankası’nın Enflasyon Raporu’nda yıl sonu enflasyon hedefi ve tahminlerinde önemli ölçüde bir revizyona gitmesi gerektiğini gösteriyor. Fiyatlama davranışları ile enflasyondaki ataleti de gözetirsek, bu revizyonun orta vadeli hedefleri de etkilemesi muhtemel görünüyor.
ABD ile İran arasında yakın vadede bir uzlaşı ihtimali giderek zayıflarken Başkan Trump Hürmüz Boğazını süresiz olarak kapattığını açıkladı. Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli kapanma riskiyle karşı karşıya olduğumuz bu noktada, meseleyi geçici bir şok olarak değil, kalıcı bir enerji ve ticaret kırılması olarak değerlendirmek gerekiyor.
Bugünkü yazımda, uzun süreli bir enerji arz şokunun Türkiye ekonomisi üzerindeki kısa, orta ve uzun vadeli etkilerini ve krizi fırsata çevirme potansiyeline değineceğim.
Kısa vadede riskler artıyor
Bu hafta yapılan Para Politikası Kurulu kararında faiz konusunda bir adım atılmasa da Kurul üyeleri hazırladıkları basın açıklamasında şokun, maliyet kaynaklı enflasyon üzerindeki yukarı yönlü etkilerine işaret etti.
Benzer bir şekilde yakın zamanda Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek de yaptığı sunumlarda, petrol fiyatlarının 2026 yılında 80 dolar civarında kalmasının enflasyonda yaklaşık 3 – 3,5 puanlık bir artışa yol açacağını açıkladı. Yılbaşından bu yana Brent petrol fiyatı ortalamada 85 doları aşarken, içinden geçtiğimiz günlerde de 100 dolar bandının üstünde seyrediyor.
Özetle, mevcut durum, Merkez Bankası’nın Enflasyon Raporu’nda yıl sonu enflasyon hedefi ve tahminlerinde önemli ölçüde bir revizyona gitmesi gerektiğini gösteriyor. Fiyatlama davranışları ile enflasyondaki ataleti de gözetirsek, bu revizyonun orta........
