İklim müzakerelerinin üç testi: Fosilden çıkış, finansman ve özgür katılım
Bonn iklim toplantıları, COP31 öncesinde devletlerin ne kadar hazırlıklı, ne kadar kararlı ve ne kadar adalet odaklı olduğunu gösterecek. Antalya’da inandırıcı bir sonuç alınacaksa, Bonn’da üç konuda net ilerleme gerekiyor: Fosil yakıtlardan adil ve finanse edilmiş çıkış, iklim finansmanının ihtiyaçla uyumlu biçimde artırılması ve sivil alanın korunması.
Haziran İklim Toplantıları, Almanya’nın Bonn kentinde başladı. 18 Haziran’a kadar sürecek görüşmeler, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31’in siyasi ağırlığını, önceliklerini ve müzakere zeminini şekillendirecek kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Devletlerin emisyon azaltım hedeflerinden iklim finansmanına, fosil yakıtlardan çıkıştan kayıp ve zarar mekanizmalarına, adil geçişten sivil toplumun müzakerelere katılımına kadar birçok başlık Bonn’da yeniden masaya yatırılacak. Bonn’da konuşulan her başlık, Antalya’ya taşınacak gündemin de ipuçlarını verecek. Uluslararası Af Örgütü ise bu sürecin merkezine güçlü bir çağrı yerleştiriyor: “İklim eylemi insan haklarından ayrı düşünülemez.”
Örgüte göre Bonn toplantıları devletlerin iklim taahhütlerini insan hakları odaklı, somut ve uygulanabilir bir gündeme dönüştürmek açısından önemli. Örgüt aynı zamanda Türkiye ve Avustralya’ya, COP31 sürecinde tüm katılımcıların kendilerini özgürce ifade edebilmelerini, gereksiz kısıtlamalar ve misilleme kaygısı olmadan barışçıl protestolara katılabilmelerini sağlama çağrısı yapıyor. Bu çağrı, Antalya’da yapılacak COP31’in yalnızca iklim politikaları açısından değil, sivil alanın korunması ve katılımcı müzakere kültürü açısından da bir sınav olacağını gösteriyor.
Antalya’da inandırıcı sonuç için Bonn’da eylem iradesi gerekiyor
Uluslararası Af Örgütü İklim Politikaları Danışmanı Ann Harrison’ın sözleri, Bonn toplantılarının önemini açık biçimde ortaya koyuyor: “Devletler artık yalnızca iyi niyet beyanlarıyla yetinemez. İnsanlığı iklim krizinin etkilerinden korumak, etkilenen toplulukların zararlarını telafi etmek ve iklim politikalarını adalet temelinde kurmak yasal ve ahlaki bir sorumluluk.”
Harrison’a göre insan haklarını göz ardı eden iklim tedbirleri hem adaletsiz hem de daha az etkili. Bu değerlendirme, iklim politikalarının........
