menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gelir vergisinin yarı-tam mükellefleri

24 0
11.06.2026

Gelir Vergisi Kanunu mükellefleri tam ve dar mükellef olarak iki kategoriye ayırmıştır. Bu ayrımın kanunda iki ölçüte göre yapılmıştır. Bunlardan birincisi ikametgâh ölçütüdür. İkametgâh kavramı, bir medeni hukuk kavramı olup, yeni Medeni Kanunda “yerleşim yeri” şeklinde Türkçeleştirilmişse de vergi kanunlarında uyarlama yapılmadığı için halen ikametgâh kavramı yer almaktadır. İkametgâh veya yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyeti ile oturduğu yer olup, bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz (Türk Medeni Kanunu md. 19). İkinci ölçüt ise bir takvim yılı içerisinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturma ölçütüdür. Tabii ki bu konuda kanunda ve/veya çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarında ayrıntı düzenlemeleri vardır, ancak yazımın konusu olmadığından ayrıntılara girmiyorum.

Tam veya dar mükellef olmak, Gelir Vergisi Kanunu’nun uygulama alanı ile ilgili bir konudur. Tam mükelleflerin nerede elde edilirse elde edilsin bütün kazanç ve iratları gelir vergisinin konusuna girerken, dar mükellefler sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları üzerinden vergi öderler. Bu konudaki kural, 1949 tarihli 5421 sayılı mülga Gelir Vergisi Kanunundan bu yana, yani 77 yıldır geçerli temel kuraldı. Kuraldan söz ediyorsam da buradaki kuralların bir “ilke”yi oluşturduğu da kabul edilmelidir.

Ezberi bozan yeni düzenleme

Şimdi tam ve dar mükelleflerin arasına yarı-tam mükellefler grubu eklendi ve ezber/ilke bozuldu.  

7582 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen “yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için vergi istisnası” başlıklı mükerrer 20/D maddesi ile Türkiye’de yerleşmiş, bir başka deyişle tam........

© Ekonomim