menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Coğrafya kader değil, stratejidir

15 0
29.04.2026

Türkiye, iklim krizinin üç ana cephesinin kesiştiği bir coğrafyada. Akdeniz iklim kırılganlığı, enerji güvenliği ve finansman. Bu üç eksen birbirini hem besliyor hem de karmaşıklaştırıyor. COP31, Türkiye’ye bu kırılganlığı tutarlı bir bölgesel çerçeveye dönüştürme ve bunun liderliğini üstlenme fırsatını veriyor.

         Türkiye’nin başkanlığını yapacağı COP31 için geri sayım devam ediyor. Kasımda Antalya’da düzenlenecek bu organizasyon, ülkemiz için stratejik olarak son derece önemli.

Türkiye’nin COP31 için resmi çerçevesi net. Bu, ‘uygulama’ zirvesi olarak konumlanıyor. Artık söylem değil, eylem vurgusu öne çıkıyor. Diyalog-uzlaşı-eylem üçlüsü ise başkanlığın ilkeleri.

Doğru ama bir o kadar da zorlu bir çerçeve. Doğru, çünkü iklim müzakerelerinin kronik bir söylem-eylem açığı var. Zorlu, çünkü bu açığı kapatacak koşullar daha Antalya’ya gelmeden daha da kırılgan hale gelmiş durumda.

 Küresel zemin kırılgan

COP31 temiz bir sayfayla açılmıyor. ABD müzakere masasından çoktan kalktı. Orta Doğu’daki jeopolitik gerilim enerji piyasalarını sarsıyor. Hürmüz gibi baskılar, devletleri enerji güvenliğini iklim gündeminin önüne almaya zorluyor.

Bir de sırtta dolu bir küfe var. COP30’da 80’den fazla ülkenin neredeyse uzlaştığı fosil yakıt yol haritası Brezilya’da nihai metne giremedi. Antalya, bir önceki COP’un çözemediği bu ağır dosyayı da sırtlanacak.

Tüm bu kırılganlıklar, COP31’i aslında daha da önemli kılıyor. Ve Türkiye için nadir bir fırsat penceresi açıyor.

Akdeniz, iklim krizinin bizzat şekillendiği bir hat. Küresel ortalamadan yüzde 20 daha hızlı ısınıyor. Kıyı bölgelerinde sel ve........

© Ekonomim