menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Orada Olamadığı İçin “Burada” Olanlar!

8 0
08.04.2026

Biraz afili bir başlık farkındayım. Önüme bir Uğur Dündar videosu zıplayıverdi. Vaveyla haykırıyordu Dündar Yılmaz Özdil’in ihanet(lerini) işaret ederek. Bu eski video Özdil’in Sözcü’den kovulması dolayısıyla tekrar paylaşılıyordu. Bir dönem cumhuriyetçi kesimlerin AKP ve şeriat tehlikesine karşı en çok sevilen bu ikilisi, Atatürk kitabıyla rekorlar kıran Özdil üzerinden karşı karşıya gelmişlerdi hatırlayalım… Özdil, Sözcü’yü AKP’ye payanda etmeye çalışmakla suçlanıyordu uzun süredir. Gazeteciler üzerinde salladığı işsizlik-tasfiye kılıcına değinmiyoruz bile.

AKP’nin son 20 yıldır; ama en çok da 2013 Gezi’den bu yana yaptığı en önemli dönüşüm merkez sağı olduğu kadarıyla merkez basını da önemli ölçüde dönüştürmesidir. Merkez basın derken; 1970 sonrası “amiral gemisi” Hürriyet ve de Günaydın gibi gazetelerde billurlaşan anlayışı kastediyorum. Milliyet ana akım içinde 1960’ların politik enerjisi ve de Abdi İpekçi’nin emeğiyle farklıydı elbette. Buna basındaki sermaye değişimiyle (Asil Nadir gibi) pekişen 1980 sonrası Özallı iyimserliği pohpohlayan Sabah, Güneş gibi örnekleri de ekleyelim tam olsun. Bu gazeteler sekülerlik ve Atatürk ortak paydası dışında farklı yazarları da bünyesinde barındıran, iş dünyasıyla hemhal, parlak (ve de çıplak) fotoğrafları ve magazin içerikleriyle (Kelebek, Saklambaç) 1950 sonrası Amerikan Rüyası’nı da arkasına alan TV’li bir orta sınıf hayalini de imtiyazlandıran mecralardı.

Uğur Dündar işte bu altın çağın sarı saçlı “Altın Çoçuk” gazetecisiydi. Yakışıklı profili ile sinema filminde başrol alacak kadar ünlüydü. Araştırmacı bir gazeteciydi kendince, özellikle TRT döneminde Soğukoluk gibi fuhuş merkezlerini ortaya çıkartması yanında, merdiven altı üretim yapan küçük esnafın da korkulu rüyasıydı. At ve eşek etinden sucuk o dönemin başta Gırgır olmak üzere mizah dergilerinin önemli esprilerinden olmuştu sayesinde. Tabii o dönemler için Dündar’ın büyük bir şirketi basması hayal bile edilemezdi. Bence kendisi de Simaviler ya da Karacanlar da istemezdi zaten… Onların çoğu ana akım medyanın reklam verenleriydi. Daha sonraki sulanmış bir merkez medyadan gelen Yılmaz Özdil’i anlamak ise daha kolay. Hiç araştırmaya lüzum yok değmez! Hemen wikileyelim; mesleğe Yeni Asır gazetesinde muhabirlik yaparak başladı. 1994 yılında Milliyet gazetesine geçerek Yazı İşleri Müdürü oldu. 1995 yılında Sabah........

© Ek Dergi