menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GALERİLERİN SATIŞ İÇİN SANATÇILARIN ALGORİTMASINI OLUŞTURMASI

41 0
25.03.2026

“Kim bu genç ressamlar ve bu galeriler?” diye soranlara cevap “Etrafındaki galerilerde çok satılan resimlerin sanatçılarına dikkatli bak, göreceksin!” olacaktır.

Sanatçının en önemli özelliği teorik özgürlüğün hiçbir zaman olamayacağı bu dünyada kendi yarattığı özgün ve özgür iç dünyasında sürekli yaratıcılığını kullanarak eserlerini ortaya koyabilmesidir. Sanatçı her ne kadar iç dünyasında özgürlüğünü yaşasa da çevresinde onun özgürlüğünü ve özgünlüğünü kısıtlayacak bir çember mevcuttur. Bu çember çok uzaktan değil, sanat dünyasının içinden oluşmaktadır. Galeri, Küratör, Eleştirmen, Sanat Yazarı, Sanatsever!

Zaman zaman düzenlenen nitelikli sanat etkinliklerde bazı küratörün sanatçının yaratma sürecinden başlayarak sergi düzenlenmesine kadar müdahale ettiği konusundaki eleştirileri duymaktayız. Hatta bazı küratörlerin kendisini sanatçı olarak niteleyerek sanatçının önünde durmaya çaba sağladığı da bilinmektedir. Diğer taraftan büyük şehirlerdeki bazı çok satan galerilerin de satışlarını daha da artırmak için sanatçıların algoritmalarıma doğrudan müdahale ederek satışa yönelik resim yaptırdıkları bilinmektedir. Bu çalışmada sanatta galericinin etkisinin geldiği aşamaya dikkat çekmek istemekteyim. Sanatın ve sanatçının bir kısmı da ekonomiye dayanır, ama burada konu olan sanatçıdan önce galericinin finansmanı haline gelen sanat dünyasıdır.

Piyasa, Trend ve Algoritmik Değer: Algoritmalar sanat piyasasını da yeniden yapılandırıyor. Dijital platformlarda bir sanatçının değeri; takipçi sayısı, trend olma potansiyeli ve görünürlük üzerinden belirleniyor. Bu durum, sanatın eleştirel gücünü piyasanın taleplerine daha da bağımlı hâle getiriyor. Sanatçı, algoritmanın beklentilerini karşılamaya başladığı anda, üretim özgürlüğü yerini stratejik hesaplara bırakıyor. Hangi iş daha çok paylaşılır? Hangi estetik dil daha çok “tutar”? Bu sorular, sanatsal niyetin önüne geçebiliyor. Tüm bu tablo karamsar görünse de algoritmalar sanat için yalnızca bir tehdit değildir. Doğru kullanıldığında, merkez dışındaki seslerin duyulmasını sağlayan güçlü araçlar da olabilir. Asıl mesele, algoritmaların sanatı yönettiği bir dünyada, sanatın hâlâ algoritmaları sorgulayıp sorgulayamamasıdır. Sanat, tarih boyunca egemen sistemlerle gerilim içinde var olmuştur. Bugün bu sistemin adı algoritmadır. Sanatın görevi, ona uyum sağlamak değil; onu görünür kılmak, ifşa etmek ve eleştirmektir. Değişen sanat algısı, yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil; aynı zamanda ideolojik bir yeniden yapılanmadır. Algoritmalar, neyi gördüğümüzü, neyi beğendiğimizi ve neyi “sanat” olarak tanımladığımızı sessizce belirliyor. Bu nedenle mesele, algoritmalarla sanat yapılıp yapılamayacağı değil; sanatın algoritmik akla teslim olup olmayacağıdır.[1]

Algoritma: “ Algoritma ” kelimesini duyduğunuzda, aklınıza matematiksel bir formül, bir kod satırı veya en sevdiğiniz uygulamaları çalıştıran karmaşık sistemler gelebilir. Ancak algoritmaların ritimle temel bir bağlantısı olduğunu hiç düşündünüz mü? İlk bakışta bu kavramlar birbirinden çok farklı gibi görünüyor. Ancak daha yakından incelendiğinde, ritim – akış, tekrar ve zamanlama – algoritmaların işleyiş biçiminin dokusuna işlemiştir. [2]

Bu çalışmayla; algoritma, ritim, sanat, sanatçı ve yaratıcılık arasındaki etkileşimi inceleyerek, algoritmanın sanata etkisini vurgulamaya çalışılmaktadır.

Dün varlığı ve çalışma şekilleri hakkında farkına varamadığımız doğal akışın içinde varlığını pek hissetmediğimiz, bugün ise nasıl etkileşim kuracağımızı şekillendiren ve günümüzdeki sayısız eylem ve sonucunun arkasındaki görünmez motor görevi gören algoritmalar; bugün hayatımızın büyük bir bölümünü oluşturmakta ve hayatımızı yönetmektedir. Algoritmalar kendiliğinden oluşan değil, bir merkezden planlanan eylemler bütünüdür. Algoritmalar aslında binlerce yıldır kullanılmaktadır. Çetele işaretlerinin eklenmesinin ilk algoritmanın temelini oluşturur. Tarihi kayıtlara ve arkeolojik eserlere göre tanınabilir ilk algoritma MÖ 1600 yılı civarında Babiller tarafından yaratılmış olabilir. Kil tabletlere çivi yazısıyla kaydedilen bu algoritmalar çarpanlara ayırma, karekök bulma gibi işler için kullanılırdı ve günümüz şartlarına göre oldukça kolaydır. [3]

Öklid, meşhur algoritmasını MÖ 300 yılı civarında üretmiştir. Onu, MÖ 200’de Eratosten Kalburu isimli algoritmayı üreten Eratosten izlemiştir. Gauss’un yok etme yöntemi6 MS 263’te Lui Hui tarafından açıklanmış ve Brahmagupta MS 628’de Chakravala’yı geliştirmiştir. Sonraki yüzyıllarda eski Yunan, Hint ve Çin’i temel alan İslam dünyası daha karmaşık kriptanaliz, şifreleme yöntemleri ve şifreler geliştirmeye çalışmıştır. Son dönemde bilgi teknolojileri ve yapay zekânın gelişimi uygulamaları yaygınlaştırıp ve detaylandırdıkça El-Hârizmî tarafından “Hisab el-cebir ve el-mukabala” kitabında sunduğu algoritma sözcüğü ve Ada Lovelace’ın henüz bilgisayar diye bir cihazın bulunmadığı çağda ilk bilgisayar algoritmasının başlattığı yol unutulmuş ve algoritma sadece bir yapay zekâ eylemi sanılmaya başlanılmıştır.

Algoritmayı sadece bilgisayar ve yapay zekâyla sınırlamak algoritmanın büyüklüğüne ve yaygınlığına zarar verir. Basit bir fincan çaydan çok daha karmaşık bir dana eti yemeğini hazırlamaya kadar kullanılan tarifler, yiyecek ve içecekler gibi hayatınızdaki en önemli şeylerden bazılarını oluşturmaya yönelik bir dizi talimat, eylem ve sonuçları birer algoritmadır. Çoğu durumda kurallar zevkinize göre esnetilebilse de tarife uymamak, çoğu zaman başarısız veya kusurlu bir sonuç elde edilmesine yol açacaktır. İnsan da algoritmalarla yaşar. Sabah kalkar, duş alır, kahvaltı yapar. Her insanın kahvaltı algoritması farklıdır. Gün, hafta, ay ve yıllar içinde yaptıklarını listelerseniz rutin ve rutinler içinde algoritmalara ulaşırız. İnsan algoritmalar eşliğinde düzen ve kaos içinde yaşar. Değişebilen veya değişime ayak uyduran insan yeni algoritmalar yaratıp uygulayabilen insandır.

Sanatçı Algoritması: Sanatçı da algortimalar oluşturur, öncelikle bu algoritmalarla kendini yapılandırır ve bu algoritmalarla da sanat eserlerini oluşturur. Her renk farklı enerji verirken, renklerin figür, konu vb. ile birlikte kullanımı yaratıcı sanatçı algoritmasını gerektirir. Bu algoritma sonucunda sanatçının çalışması ortaya çıkar. Sanatçının özgünlüğü kendisinin yaratığı ve kendisine ait algoritmadan kaynaklanır.

Sanatçı algoritmasının sanatçının çalışmalarına üslup olarak yansıması beklenilen bir aşamadır. Kişisel deneyim, kişisel mizaç ve karakter, estetik anlayış, teknik beceri, mizaç, eğitim ve kültürel birikimin sürekli deneyim ve arayış ile dünyayı algılayış biçimiyle zaman içinde harmanlanmasıyla sanatçı üslubu oluşur. Sanatçının üslubu, onun öznel algoritması ve yaratıcılığı iç içe geçmiş hali o sanatçıyı biricik ve tek hale getiri. Sanatçının dünyayı algılayışını ve özgün anlatım tarzını yansıtan bu süreç, sürekli üretim, deneme ve içsel arayışla (özgünlük çabası) olgunlaşır, sanatçının imzası haline gelir. Algoritma bütünlüğünden oluşan üslup, sanatçının teknik yeteneğini kendi iç dünyasıyla birleştirip, eserlerine “ayniyet” duygusu taşıyan, istikrarlı ve özgün bir ses kazandırmasıdır. Bu arada algoritmalarının durağan hale gelmesini engelleyen ve yaratıcılığını diri tutarak algoritmalarını sürekli değiştirip geliştiren yapının da kişinin sanatçı kişiliği olduğunu unutmamak gerekir.

Bir sanatsever veya izleyici olarak sanatçı algoritmasının varlığını anlayarak duvarda asılı tablolara baktığımızda o resmin sanatçısının algoritmayla oluşturduğu renk, figür, ışık verilerin ve veri kümelerinin tasarımının yarattığı dünyayı ve sanatçının ortaya koyduğu çalışmanın sanat eseri olup olmadığının farkına varmamız mümkün olacaktır.

“Sanatta Algoritma Kullanımı”; ”Algoritmik Sanatı”ı da aşan ve içine alan genel bir kavramdır. Algoritmalar; sanat yaratım sürecinde hem araç, hem de bir işbirlikçi olarak görev alır. Sanatçıların ilham olarak adlandırdığı algoritmalar, bazen tamamen otonom şekilde sanat eseri yaratabilirken bazen de sanatçıların yaratıcı sürecini desteklemek için kullanılır. Sanatçı, sahip olduğu algoritmalarının ürettiği taslakları kullanarak kendi sanatsal vizyonunu geliştirebilir, algoritmaların önerdiği renk, ışık, figür ve kompozisyonları eserlerine entegre edebilir. Böylece sanatçı ile algoritma arasında yeni ve sürekli bir tür işbirliği doğar, yaratıcılık ve sanatta algoritma kavramları daha geniş perspektifte ele alınabilir ve bu aşamada yaratıcı sanat ve yaratıcı sanatçıdan bahsedilebilir. Sanatta algoritma kullanımı sadece sanatı daha iyi yapmayı öğrenmiyor, sanatı ve sanatın ruhunu anlamaya çalışacak kulvarları açmalıdır.

Sanatçı eserin son halini doğrudan çizmek yerine, eseri üretecek kurallar dizisini (algoritma) tasarlayarak sanat eseri üretimine başlar. Renk, ışık, doku, komposizyonlarla yerine göre geometri, fraktallar ve veri görselleştirme gibi matematiksel düzenli unsurlarla ve/veya düzensizlik içinde estetik kalitenin temelini oluşturur.........

© Ek Dergi