GALERİLERİN SATIŞ İÇİN SANATÇILARIN ALGORİTMASINI OLUŞTURMASI
“Kim bu genç ressamlar ve bu galeriler?” diye soranlara cevap “Etrafındaki galerilerde çok satılan resimlerin sanatçılarına dikkatli bak, göreceksin!” olacaktır.
Sanatçının en önemli özelliği teorik özgürlüğün hiçbir zaman olamayacağı bu dünyada kendi yarattığı özgün ve özgür iç dünyasında sürekli yaratıcılığını kullanarak eserlerini ortaya koyabilmesidir. Sanatçı her ne kadar iç dünyasında özgürlüğünü yaşasa da çevresinde onun özgürlüğünü ve özgünlüğünü kısıtlayacak bir çember mevcuttur. Bu çember çok uzaktan değil, sanat dünyasının içinden oluşmaktadır. Galeri, Küratör, Eleştirmen, Sanat Yazarı, Sanatsever!
Zaman zaman düzenlenen nitelikli sanat etkinliklerde bazı küratörün sanatçının yaratma sürecinden başlayarak sergi düzenlenmesine kadar müdahale ettiği konusundaki eleştirileri duymaktayız. Hatta bazı küratörlerin kendisini sanatçı olarak niteleyerek sanatçının önünde durmaya çaba sağladığı da bilinmektedir. Diğer taraftan büyük şehirlerdeki bazı çok satan galerilerin de satışlarını daha da artırmak için sanatçıların algoritmalarıma doğrudan müdahale ederek satışa yönelik resim yaptırdıkları bilinmektedir. Bu çalışmada sanatta galericinin etkisinin geldiği aşamaya dikkat çekmek istemekteyim. Sanatın ve sanatçının bir kısmı da ekonomiye dayanır, ama burada konu olan sanatçıdan önce galericinin finansmanı haline gelen sanat dünyasıdır.
Piyasa, Trend ve Algoritmik Değer: Algoritmalar sanat piyasasını da yeniden yapılandırıyor. Dijital platformlarda bir sanatçının değeri; takipçi sayısı, trend olma potansiyeli ve görünürlük üzerinden belirleniyor. Bu durum, sanatın eleştirel gücünü piyasanın taleplerine daha da bağımlı hâle getiriyor. Sanatçı, algoritmanın beklentilerini karşılamaya başladığı anda, üretim özgürlüğü yerini stratejik hesaplara bırakıyor. Hangi iş daha çok paylaşılır? Hangi estetik dil daha çok “tutar”? Bu sorular, sanatsal niyetin önüne geçebiliyor. Tüm bu tablo karamsar görünse de algoritmalar sanat için yalnızca bir tehdit değildir. Doğru kullanıldığında, merkez dışındaki seslerin duyulmasını sağlayan güçlü araçlar da olabilir. Asıl mesele, algoritmaların sanatı yönettiği bir dünyada, sanatın hâlâ algoritmaları sorgulayıp sorgulayamamasıdır. Sanat, tarih boyunca egemen sistemlerle gerilim içinde var olmuştur. Bugün bu sistemin adı algoritmadır. Sanatın görevi, ona uyum sağlamak değil; onu görünür kılmak, ifşa etmek ve eleştirmektir. Değişen sanat algısı, yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil; aynı zamanda ideolojik bir yeniden yapılanmadır. Algoritmalar, neyi gördüğümüzü, neyi beğendiğimizi ve neyi “sanat” olarak tanımladığımızı sessizce belirliyor. Bu nedenle mesele, algoritmalarla sanat yapılıp yapılamayacağı değil; sanatın algoritmik akla teslim olup olmayacağıdır.[1]
Algoritma: “ Algoritma ” kelimesini duyduğunuzda, aklınıza matematiksel bir formül, bir kod satırı veya en sevdiğiniz uygulamaları çalıştıran karmaşık sistemler gelebilir. Ancak algoritmaların ritimle temel bir bağlantısı olduğunu hiç düşündünüz mü? İlk bakışta bu kavramlar birbirinden çok farklı gibi görünüyor. Ancak daha yakından incelendiğinde, ritim – akış, tekrar ve zamanlama – algoritmaların işleyiş biçiminin dokusuna işlemiştir. [2]
Bu çalışmayla; algoritma, ritim, sanat, sanatçı ve yaratıcılık arasındaki etkileşimi inceleyerek, algoritmanın sanata etkisini vurgulamaya çalışılmaktadır.
Dün varlığı ve çalışma şekilleri hakkında farkına varamadığımız doğal akışın içinde varlığını pek hissetmediğimiz, bugün ise nasıl etkileşim kuracağımızı şekillendiren ve günümüzdeki sayısız eylem ve sonucunun arkasındaki görünmez motor görevi gören algoritmalar; bugün hayatımızın büyük bir bölümünü oluşturmakta ve hayatımızı yönetmektedir. Algoritmalar kendiliğinden oluşan değil, bir merkezden planlanan eylemler bütünüdür. Algoritmalar aslında binlerce yıldır kullanılmaktadır. Çetele işaretlerinin eklenmesinin ilk algoritmanın temelini oluşturur. Tarihi kayıtlara ve arkeolojik eserlere göre tanınabilir ilk algoritma MÖ 1600 yılı civarında Babiller tarafından yaratılmış olabilir. Kil tabletlere çivi yazısıyla kaydedilen bu algoritmalar çarpanlara ayırma, karekök bulma gibi işler için kullanılırdı ve günümüz şartlarına göre oldukça kolaydır. [3]
Öklid, meşhur algoritmasını MÖ 300 yılı civarında üretmiştir. Onu, MÖ 200’de Eratosten Kalburu isimli algoritmayı üreten Eratosten izlemiştir. Gauss’un yok etme yöntemi6 MS 263’te Lui Hui tarafından açıklanmış ve Brahmagupta MS 628’de Chakravala’yı geliştirmiştir. Sonraki yüzyıllarda eski Yunan, Hint ve Çin’i temel alan İslam dünyası daha karmaşık kriptanaliz, şifreleme yöntemleri ve şifreler geliştirmeye çalışmıştır. Son dönemde bilgi teknolojileri ve yapay zekânın gelişimi uygulamaları yaygınlaştırıp ve detaylandırdıkça El-Hârizmî tarafından “Hisab el-cebir ve el-mukabala” kitabında sunduğu algoritma sözcüğü ve Ada Lovelace’ın henüz bilgisayar diye bir cihazın bulunmadığı çağda ilk bilgisayar algoritmasının başlattığı yol unutulmuş ve algoritma sadece bir yapay zekâ eylemi sanılmaya başlanılmıştır.
Algoritmayı sadece bilgisayar ve yapay zekâyla sınırlamak algoritmanın büyüklüğüne ve yaygınlığına zarar verir. Basit bir fincan çaydan çok daha karmaşık bir dana eti yemeğini hazırlamaya kadar kullanılan tarifler, yiyecek ve içecekler gibi hayatınızdaki en önemli şeylerden bazılarını oluşturmaya yönelik bir dizi talimat, eylem ve sonuçları birer algoritmadır. Çoğu durumda kurallar zevkinize göre esnetilebilse de tarife uymamak, çoğu zaman başarısız veya kusurlu bir sonuç elde edilmesine yol açacaktır. İnsan da algoritmalarla yaşar. Sabah kalkar, duş alır, kahvaltı yapar. Her insanın kahvaltı algoritması farklıdır. Gün, hafta, ay ve yıllar içinde yaptıklarını listelerseniz rutin ve rutinler içinde algoritmalara ulaşırız. İnsan algoritmalar eşliğinde düzen ve kaos içinde yaşar. Değişebilen veya değişime ayak uyduran insan yeni algoritmalar yaratıp uygulayabilen insandır.
Sanatçı Algoritması: Sanatçı da algortimalar oluşturur, öncelikle bu algoritmalarla kendini yapılandırır ve bu algoritmalarla da sanat eserlerini oluşturur. Her renk farklı enerji verirken, renklerin figür, konu vb. ile birlikte kullanımı yaratıcı sanatçı algoritmasını gerektirir. Bu algoritma sonucunda sanatçının çalışması ortaya çıkar. Sanatçının özgünlüğü kendisinin yaratığı ve kendisine ait algoritmadan kaynaklanır.
Sanatçı algoritmasının sanatçının çalışmalarına üslup olarak yansıması beklenilen bir aşamadır. Kişisel deneyim, kişisel mizaç ve karakter, estetik anlayış, teknik beceri, mizaç, eğitim ve kültürel birikimin sürekli deneyim ve arayış ile dünyayı algılayış biçimiyle zaman içinde harmanlanmasıyla sanatçı üslubu oluşur. Sanatçının üslubu, onun öznel algoritması ve yaratıcılığı iç içe geçmiş hali o sanatçıyı biricik ve tek hale getiri. Sanatçının dünyayı algılayışını ve özgün anlatım tarzını yansıtan bu süreç, sürekli üretim, deneme ve içsel arayışla (özgünlük çabası) olgunlaşır, sanatçının imzası haline gelir. Algoritma bütünlüğünden oluşan üslup, sanatçının teknik yeteneğini kendi iç dünyasıyla birleştirip, eserlerine “ayniyet” duygusu taşıyan, istikrarlı ve özgün bir ses kazandırmasıdır. Bu arada algoritmalarının durağan hale gelmesini engelleyen ve yaratıcılığını diri tutarak algoritmalarını sürekli değiştirip geliştiren yapının da kişinin sanatçı kişiliği olduğunu unutmamak gerekir.
Bir sanatsever veya izleyici olarak sanatçı algoritmasının varlığını anlayarak duvarda asılı tablolara baktığımızda o resmin sanatçısının algoritmayla oluşturduğu renk, figür, ışık verilerin ve veri kümelerinin tasarımının yarattığı dünyayı ve sanatçının ortaya koyduğu çalışmanın sanat eseri olup olmadığının farkına varmamız mümkün olacaktır.
“Sanatta Algoritma Kullanımı”; ”Algoritmik Sanatı”ı da aşan ve içine alan genel bir kavramdır. Algoritmalar; sanat yaratım sürecinde hem araç, hem de bir işbirlikçi olarak görev alır. Sanatçıların ilham olarak adlandırdığı algoritmalar, bazen tamamen otonom şekilde sanat eseri yaratabilirken bazen de sanatçıların yaratıcı sürecini desteklemek için kullanılır. Sanatçı, sahip olduğu algoritmalarının ürettiği taslakları kullanarak kendi sanatsal vizyonunu geliştirebilir, algoritmaların önerdiği renk, ışık, figür ve kompozisyonları eserlerine entegre edebilir. Böylece sanatçı ile algoritma arasında yeni ve sürekli bir tür işbirliği doğar, yaratıcılık ve sanatta algoritma kavramları daha geniş perspektifte ele alınabilir ve bu aşamada yaratıcı sanat ve yaratıcı sanatçıdan bahsedilebilir. Sanatta algoritma kullanımı sadece sanatı daha iyi yapmayı öğrenmiyor, sanatı ve sanatın ruhunu anlamaya çalışacak kulvarları açmalıdır.
Sanatçı eserin son halini doğrudan çizmek yerine, eseri üretecek kurallar dizisini (algoritma) tasarlayarak sanat eseri üretimine başlar. Renk, ışık, doku, komposizyonlarla yerine göre geometri, fraktallar ve veri görselleştirme gibi matematiksel düzenli unsurlarla ve/veya düzensizlik içinde estetik kalitenin temelini oluşturur. Algoritmanın varlığının farkında olan sanatçı, sanatında öngörülebilir genel geçer ve bilinen kurallarla öngörülemeyen, yaratıcılığını kullanarak karmaşık ve estetik yapılar yaratmayı hedefler. Sanatçı; gelip gelmeyeceği veya gelse bile ne zaman geleceği, içeriği ve niteliği belli olmayan ilham hayali ile uğraşmak yerine algoritma kavramının farkına vararak kendine yarattığı algoritmalar ile yaratıcılığını kullanarak yaratıcı olması onun beklediği hayalden daha etkilidir.
Sanatta Algoritma ve Ritim: Ritim vuruşların aralıklarıyla ilgili olup, algoritmalar, adımların kesin zamanlamasına ve sırasına bağlıdır. Bir melodinin senkronizasyonunun bozulması gibi, bir algoritmanın sırası bozulursa da başarısız olur. Her sanat çalışmasında ritim ve algortima vardır. Sanatçının yaratıcılığı; sürekli aynı ritim ve algoritma kullanma tuzağına düşmesine doğrudan bağlıdır. Yıllardır aynı kuş, böcek ve çiçeği resmedenler bu tuzağa düştüklerinin farkında olmayıp, onların öncelikli dertleri satış kaybı kaygısıdır.
Sanatta ritim, tekrarlanan şekiller, öğeler, renkler, sesler ve hareketlerle oluşturulan görsel veya işitsel bir kalıptır. Bir sanat eserinde akış ve bağlantı duygusu yaratmak ve kompozisyonun belirli alanlarına dikkat çekmek için kullanılır. Ritim, tekrar ve varyasyon, kontrast, tonlama ve yankı yoluyla elde edilebilir. Bu teknikleri birleştirerek, bir sanatçı izleyicileri eserinde yönlendirmeye yardımcı olan bir ritim yaratabilir.
Bazı sanat eserlerinin hareket ediyormuş veya akıyormuş gibi görünmesine hiç dikkat ettiniz mi? Bu, ritim kullanımıyla sağlanır. Sanatta ritim, izleyicileri bir sanat eserine çekebilen ve bir uyum ve bağlantı duygusu yaratabilen güçlü bir araçtır. Bu makalede, sanatta ritmin anlamını, görsel ve işitsel unsurlar aracılığıyla nasıl elde edilebileceğini inceleyeceğiz ve uygulamasına dair bazı örnekler sunacağız. Gelin, sanatta ritme daha yakından bakalım. Ritm, çeşitli sanat dallarında ve sanat stillerinde bulunabilir. Görünüş biçimi değişebilse de, ritim ilkesi tanımlanabilir. Bunu daha iyi anlamak için ritim sanatının tanımına bir göz atalım. Sanatta ritim, tekrarlanan şekiller, öğeler, renkler, sesler ve hareketlerle oluşturulan görsel veya işitsel bir kalıptır. Bir sanat eserinde akış ve bağlantı duygusu yaratmak ve kompozisyonun belirli alanlarına dikkat çekmek için kullanılır. Ritim, tekrar ve varyasyon, kontrast, tonlama ve yankı yoluyla elde edilebilir. Bu teknikleri birleştirerek, bir sanatçı izleyicileri eserinde yönlendirmeye yardımcı olan bir ritim yaratabilir.
Sanatta ritim; Hareket ve akış hissi yaratmak, Kompozisyonun belirli bölümlerine dikkat çekmek, Öğeler arasında uyum ve bağlantı oluşturmak için kullanılır.
Ritim, sanat alanında temel bir kavramdır. Bir sanat eserinin renkler, çizgiler, şekiller ve desenler gibi görsel unsurları açısından nasıl yapılandırıldığını ifade eder. Sanatta ritim, bu görsel unsurların yapılandırılmış ve kasıtlı bir şekilde tekrarı ve çeşitliliğidir. Sanatta beş çeşit ritim vardır: düzenli ritim, akıcı ritim, ilerleyici ritim, alternatif ritim ve rastgele ritim. Bu ritim türlerinin her biri, sanat eserlerinde benzersiz bir görsel etki yaratmak ve izleyiciye farklı duygular, ruh halleri veya mesajlar iletmek için kullanılabilir. Bazı örneklerle konuya daha yakından bakalım.
Sanatta düzenli bir ritme örnek olarak Hollandalı sanatçı Piet Mondrian’ın eserlerini gösterebiliriz.
Mondrian’ın en ünlü eserlerinden biri olan “Kırmızı, Mavi ve Sarı Kompozisyon II”, düzenli ritmin kullanımına örnek teşkil eder. Resim, yatay ve dikey çizgilerin ve ana renk bloklarının dengeli bir düzenlemesinden oluşur. Siyah çizgiler ve renkler düzenli bir şekilde tekrarlanarak bir düzen ve sakinlik duygusu yaratır.
Akıcı ritim, bir sanat eserindeki unsurların hareket ve akıcılık hissi yaratacak şekilde düzenlendiği bir ritim türüdür. Bu ritim türü genellikle durağan bir görüntüde hareket veya devinim hissi yaratmak için kullanılır. Sanatta akıcı ritmin bir örneği Vincent Van Gogh’un resimleridir. Ünlü eseri “Yıldızlı Gece”de, girdap gibi dönen fırça darbeleri, izleyicinin gözünü resmin etrafında gezdiren bir hareket ve akış hissi yaratır.
Sanat eserlerinde var olan ritim türlerini ele aldığımıza göre, şimdi de sanatçıların kendi eserlerinde ritim yaratmak için kullandıkları tekniklere bir göz atalım.
Sanatta görsel ve işitsel ritim oluşturmak için, sanatçının kullandığı araç ve ifade tarzına bağlı olarak; Tekrarlama, Varyasyon, Zıtlık (Kontrast) , Kademeli Geçiş teknikleri kullanılır.
Kanagawa Açıklarındaki Büyük Dalga • Katsushika Hokusai
Ritim sanatta önemli bir kavramdır. Sanat eserlerinde hareket, enerji ve akış hissi yaratmak için kullanılır. Ritim, resimlerden heykellere ve hatta müziğe kadar her türlü sanat eserinde bulunabilir. Ritim ilkelerini anlayarak, sanatçılar izleyicilerini büyüleyen ve etkileyen dinamik kompozisyonlar yaratabilirler. Sonuç olarak, sanatta ritim kullanımı, sanatçının kendini ifade etmesine ve izleyicilerine bir mesaj iletmesine olanak tanır. [4]
Algoritmalar ve ritim, mantık ve yaratıcılığı birleştiren şekillerde iç içe geçmiştir. Algoritmalarda bulunan sistematik tekrar, sıralama ve denge, müzikte, sanatta ve doğada ritmin akışını ve öngörülebilirliğini yansıtır. Bu uyum, algoritmaların verimli bir şekilde çalışmasını, sorunları çözmesini ve yeniliği teşvik etmesini sağlar. Bu bağlantıyı anlayarak, algoritmaların zarafetini takdir etmekle kalmaz, aynı zamanda ritim kalıplarının dünyamızı nasıl şekillendirdiğine dair de içgörü kazanırız. [5]
Günümüz sanatçıların büyük bir kısmı daha çok satış yaparak sanatın finansmanı yerine kendisinin ve galerinin finansmanı için akışta kalmak yerine galerilerin kendilerine çizdiği akıştan çıkmayı tercih etmektedir. Bu tercih de; galerinin oluşturduğu algoritma üzerinden tasarlanmış çok sayıda, kolay ve hızlı satılan çalışmalar üretmektir.
Sanat Pazarlamasında Algortitma: Galeriler, alıcılar ve sanatçılar sanat piyasasının ana omurgasını oluşturur. Galeriler sadece sanat eserlerini satmaktan çok daha fazlası olan; yeteneği keşfetmek ve beslemek, üretimi desteklemek, tanıtımını sağlamak ve sanatçıların kariyerlerinin evriminde onlara rehberlik etmek gibi önemli işlevler yürütür. Galeriler; eski ve yeni kurulan mekânlardan uluslararası büyük galerilere kadar, sanat tüccarları sanatçılar, koleksiyoncular ve kurumlar arasında aracı görevi görerek piyasanın hem itibarı hem de değerini şekillendirmeye yardımcı olurlar. Başta sanatçı ve galeriler dahil olmak üzere sanat piyasasının tüm bileşenlerinin sonuçta maddi bir beklenti içinde olması doğaldır. Önemli olan sanat ve para dengesinin kurulabilmiş olmasıdır. Diğital dünyanın gelişimiyle zaman hızlanmış ve sanat da bugünün değerleriyle yapılır hale gelmiştir. Daha çok satış yapmak için sanatçı algoritması galeriler tarafından oluşturularak sanatçı bir çeşit proje uygulayıcısı hale getirilmeye çalışılmaktadır. Galeri yönetimleri genellikle ticari sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla sanatçıları daha pazarlanabilir (dekoratif, popüler temalı veya belirli bir boyutta) eserler üretmeye teşvik eder. Bu durum, sanatçı için düzenli bir gelir akışı sağlasa da, yaratıcı özgürlüğün kısıtlanması ve sanatın “meta” haline gelmesi riskini taşır
Galerilerin bu yönlendirmesinin arkasındaki temel nedenler şunlardır:
Risk Yönetimi: Bilinen ve sevilen tarzların satılma ihtimali daha yüksektir.
Müşteri Beklentisi: Koleksiyonerlerin ev veya ofis dekorasyonuna uygun eser arayışı.
İşletme Maliyetleri: Galeri kira ve sergi giderlerini karşılamak için hızlı satışa ihtiyaç duyar.
Bu yaklaşım sanat dünyasında “sanat vs. zanaat” tartışmasını tetiklese de, birçok sanatçı ticari işleri ile kişisel/deneysel projeleri arasında bir denge kurmaya çalışır. Sanatçının bu yönlendirmeye karşı kendi üslubunu koruması veya piyasa talebine uyum sağlaması arasında bir tercih yapması gerekir. Son dönemde galeriler çalıştıkları sanatçıları satışa zorlamaya çalışmaktadır.
Görsel sanatçılar, ya izleyicinin eserleriyle ilişkilendireceği (ve algoritmanın şöhret kaçınılmaz olana kadar tekrar tekrar tanıtacağı) bir ‘karakter’ yaratmak ya da kendilerini metalaştırmaya daha derinlemesine dalmak gibi bir ikilemin iki ucuna da bağlı kalmaya zorlanıyorlarsa, sanat yapmanın güzelliğinin ve arındırıcı özgürlüğünün bir kısmının sulandırıldığını söylemek güvenli olabilir. Suç algoritmada mı? Tamamen değil. Kullanıcı, bilgisayar ve yaratıcı arasındaki etkileşim çok yönlüdür ve ekranın diğer ucundaki faaliyetleriniz (hayranlıkla ‘beğenmek’, şokla ‘beğenmemek’, mizahla ‘paylaşmak’ gibi) bilginin ve sanat eserinin çevrimiçi olarak nasıl yayılacağını belirler. Ancak izleyiciler ve takipçiler davranışlarını daha yavaş, daha az işlenmiş özgünlüğe doğru kaydırsalar bile, TikTok, Instagram ve diğer platformlardaki kurumsal yöneticiler yine de “uygun” olarak gördükleri içeriği öne çıkarabilir ve aslında görmek istediğiniz şeyleri görmenizi engelleyebilirler. Yakın zamanda yapılan bir çalışma, Instagram Reels’in fotoğraf gönderilerine kıyasla daha yüksek ortalama etkileşim ve algoritmik tanıtım aldığını ve statik fotoğraf setlerinin takipçi alımında en alt sıralara itildiğini ortaya koymuştur. Ek olarak, Instagram Reels, TikTok’a çok benzeyen, güçlü duyguları (örneğin, zevk, şok, üzüntü) algılayan ve yeni ve geri dönen izleyicilerinde bu duyguları uyandıran içeriği pazarlamaya eğilimli gelişmiş bir video algoritmasına sahiptir. Araştırmacılar ayrıca, bu video tabanlı platformların, özellikle TikTok’un, herkesin kendini yaratmaya teşvik edildiği ve daha da kötüsü, başkalarının kişiliklerini izlerken kendi kişiliğini pazarlamaya teşvik edilebileceği bir “algoritmik benlik”i teşvik ettiğini bulmuşlardır. Evet, konu meta bir hal alıyor. Ya da Meta. Ama tekrar sanata dönelim! Özünde, halkın ve daha özel olarak algoritmanın sanatçı kişiliğinin şekillenmesindeki rolünü anlamak, neden gördüğümüz sanatı gördüğümüzü anlamak için elzemdir. Romantize edilmiş “sanatçı miti” ile ticarileştirilmiş “yaratıcı emekçi” arasındaki ikilem, sanatçıların sanatlarını dünyaya sergilemeye çalışırken aynı zamanda çok “basit” veya çok “aşırı” olmaktan korunmaya çalışırken karşılaştıkları gerilimi vurgular. Codell’in (2003) öncelikle erken Viktorya dönemi sanat yapma kimliklerine atıfta bulunan sanatçı stereotipleri, toplumun hala sanatsal kimliğe dair çeşitli beklentiler ve algılar dayattığı sosyal medya çağında, daha da geçerli olmasa bile, hala oldukça önemlidir. Kapitalist baskılar ve sosyal medya algoritmalarının talepleriyle yönlendirilen profesyonel sanatçı, hem görünürlük hem de pazarlanabilirlik için çabalıyor. Ancak bu arayış, yaratıcıların öz tanıtım ve algoritmik optimizasyon ağına dolanmasıyla sanatsal bütünlüğün metalaştırılması ve sulandırılması riskini de beraberinde getiriyor. Öte yandan, ‘marjinal sanatçı’nın ortaya çıktığı uç noktaya gittiğimizde ise, sansasyon yaratma ve şok edici eserlerin yanlış yorumlanması riskiyle karşı karşıya kalıyoruz ki bu da kaçınılmaz olarak sanatsal değeri gölgede bırakabilir. Ancak estetik alanına daha da yaklaşmak istiyorsak, kişilik oluşturma ve sanat yapma arasındaki ilişkinin kaçınılmaz olduğu söylenebilir; yeni soru, sosyal medya algoritmalarının kaçınılmaz olarak iyiden çok zarar mı verdiğidir. [6]
Bugün sanatçı ve galericinin ortak planlaması kapsamında bir algoritma eşliğinde maniple edilen sanat dünyası sisteminin varlığı ve etkilerinin yeniden düşünmenin zamanının geldiğine inanıyorum. Bir zamanlar sanatçıları desteklemek için inşa edilen sanatçı-galeri-sanatsever bağlantı modeli, tekelleşme, abartılı tanıtım ve kendi portföyü dışındaki sanatçıları yok sayma esasına dayalı ve bir algoritma temelinde çalışan model çoğu zaman sanatçı ve onları destekleyen koleksiyonculara karşı çalışan bir yapıya dönüştü. Algoritma denilince sadece dijital dünyada kullanılan algoritma sistemi akla gelmemelidir. Algoritma, belirli bir problemi çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için çözüm yolunun adım adım tasarlanmasıdır. Algoritmalar sadece bilgisayar bilimlerinde değil hayatın her alanında kullanılır. Örneğin bir yemek yaparken, o yemeğin tarifindeki adımlar aslında bir algoritmadır. Örnek; instagram algoritması akışınızda hangi gönderilerin sıralanacağını belirlemek için daha önce etkileşimde bulunduğunuz gönderilere bakar, bu gönderilerle başka kimlerin etkileşime girdiğini ve başka hangi hesaplarla ilgilendiklerini öğrenir. Genel planlama doğrultusunda sonuç çıkartarak hedefe yönelik araştırma yapmak için hazırlık yapılmasını sağlar.
Algoritmalar, insanlar tarafından tasarlanıp geçmiş verilerle eğitildikleri için doğaları gereği tam anlamıyla tarafsız değildirler. Bu algoritmik sistemin abartılı ve diğerlerini yok sayan tanıtım yöntemiyle sanatçı ve galeri işbirliği tarafından kullanıldığını düşündüğümüzde sanatseverin bu yapı içinde sağlıklı bir sistemde düşünebilmesi mümkün değildir.
Enerjilerinin ve yaratıcılıklarının tamamını kendilerini ifade eden eserler geliştirmeye harcayan birçok sanatçı, eserlerini sergilemek için mutlaka uygun bir ortama ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca piyasada hak ettikleri tanımı ve eserleri için adil bir fiyatın oluşması için galerilerin uzmanlığına, yargısına, bilgisine ve bağlantılarına ihtiyaç duyarlar. Sanat alıcılarının, koleksiyonerlerin ve yatırımcıların nasıl düşündüğünü galeri sahibinin doğal anlayışına güvenmenin verdiği güvenceye ihtiyaç duyarlar. Bir galeri sahibi, sanatçıların eleştirmenler ve karşıt görüşlüler karşısında ayakları yere basmasına yardımcı olurken, onları kendi eserlerinin ve deneyimlerinin ötesinde var olan çok daha geniş bir sanat dünyasına da açabilir. Sanatçılar, yalnızca bir galeri sahibinin doğru şekilde sağlayabileceği türden sektör bilgisine, etkiye ve tanıtım becerisine ihtiyaç duyarlar.
Bugün sanat, bir algoritmanın izin verdiği kadar var. Görünürlük, estetikten; etkileşim, anlamdan; hız ise düşünceden daha kıymetli. Algoritma, neyin önümüze düşeceğini belirlerken yalnızca içeriği değil, bakma biçimimizi de şekillendiriyor. Sanat tarih boyunca iktidarla, piyasa ile ve ideolojiyle çatıştı. Bugün ise en sessiz ama en etkili iktidar biçimiyle karşı karşıya: hesaplanabilirlik. Algoritmalar sanatı sansürlemez; onu ehlileştirir. Radikal olanı törpüler, yavaş olanı geride bırakır, rahatsız edeni akışın dışına iter. Belki de çağdaş sanatın bugün üstlenmesi gereken en politik tavır, daha fazla görünür olmak değil; akıştan çıkmayı göze almaktır. Ölçülemeyen, optimize edilemeyen ve algoritmaya direnç gösteren bir alan yaratmak… Çünkü sanat, her şeyden önce, sistemin anlayamadığı bir fazlalık olmak zorundadır ve belki de en çarpıcı soru şudur: Sanatın geleceği algoritmanın içinde mi, yoksa ondan bilinçli bir kopuşta mı yatıyor? [7]
Eleştirmenler ve yazarlar tarafından sanat dünyasına yapılan duyurular sanatçıların eserlerinin fiyatını yükseltir ve diğerlerini göz ardı eder. Bu yapay bir standart ve bence seçilmiş birkaç kişi dışında tüm sanatçılara zarar veriyor. Bunlar çoğunlukla işin ticari tarafında yer alıyorlar. Sadece bir sanatçı açısıdır.
Normal: Her renk farklı enerji verirken, renklerin figür, konu vb. ile birlikte kullanımı yaratıcı sanatçı algoritmasını gerektirir. Bu algoritma sonucunda sanatçının çalışması ortaya çıkar. Sanatçının özgünlüğü kendisinin yaratığı ve kendisine ait algoritmadan kaynaklanır.
Anormal: Son dönemde bu algoritmanın yüksek satış rakamları için ressamdan daha çok bazı galericilerce oluşturulduğu görülmektedir. Galeri-Ressam işbirliği sanatın dışına çıkıp sadece satışa odaklanmasıyla ressama adeta satılması için resim hazırlanması için galerilerce algoritmalar oluşturulmakta o an moda olan ve satılan resimlerin türevleri nedense genç ressamlar tarafından yapılmaktadır. Kısacası çok satılması için ne yapması gerektiği galerisi tarafından iletilmektedir. O genç ressam PR yoluyla parlatılmakta ve ortaya konulanın da önemli bir sanat eseri olduğu alış potansiyeli yüksek bir gruba enjekte edilmektedir. Bir dönem çok satan bu genç ressamlar nedense kısa süre sonra o galeriden ayrılmakta ve yerine galerici algoritması ile çalışan yeni gençler gelmektedir. Bu sistem böyle devam etmektedir.
Değerlendirme: Öncelikle belirtelim bu algoritmayla resim yapma görevi verme işi genel bir konu olmayıp, bazı genç ressamlar üzerinden yürütülmektedir. Nedense o genç ressam bir süre sonra değiştirilerek başka genç ressama görev verilmekte ve parlatılan o ressam belirli bir süre gözden düşmektedir. Dikkatli bakılırsa çok rahat görülebilecek bu yapıya bazı gençler koşarak kucak açmaktadır.
“Kim bu genç ressamlar ve bu galeriler?” diye soranlara cevap “Etrafındaki galerilerde çok satılan resimlerin sanatçılarına dikkatli bak, göreceksin!” olacaktır.
Sanatçılar Galerilerin Belirlediği Algoritmalara Hayır Derse Ne olur?
Sanat camiasındaki yer almak istiyorsanız öncelikle acımasız ironinin ve galerilerin satış için ortaya sündüğü ironi tuzağınızın farkına varmalısınız. Haftalarca üzerinde çalıştığınız son şaheseriniz, komşunuzun kedisinin fotoğrafından daha az beğeni alacaktır. Sıradan bir evcil hayvan fotoğrafı yıllarca süren sanatsal beceri ve özveriyi sürekli olarak geride bırakıyorsa ortada ciddi bir sorun var demektir. Kendi içindeki sabit algoritmaları sürekli yaratıcılıkla değiştirip sürekli yeni geliştiremeyen ressamların satış yapabilmesi için galerilerin çizdiği algoritmaları bir teknisyen gibi uygulamaktan başka bir yolu bulunmamaktadır. Sonuçta tıpkı bir ihale almış müteahhit gibi yabancı bir sanatçının veya aķımın Türkiye temsilcisi gibi çalışan ve algoritması galeri tarafından belirlenmiş resim yapan ve parasını alan ressam olmaktan kurtuluş kalmayacaktır.
[1] https://www.arttv.com.tr/yazi/algoritmann-gozu-degisen-sanat-algsı-
[2] https://www.arttv.com.tr/yazi/algoritmann-gozu-degisen-sanat-algsı-
[3] https://gelecekbilimde.net/algoritmanin-tarihi/
[4] https://www.studiobinder.com/blog/what-is-rhythm-in-art-definition/
[5] https://rememberer.medium.com/the-harmony-of-algorithms-exploring-the-rhythm-algorithms-d517e43b0240
[6] https://pelicanmagazine.com.au/2024/07/06/art-in-the-algorithmic-age-navigating-creativity-amidst-hyper-categorization/
[7] https://www.arttv.com.tr/yazi/algoritmann-gozu-degisen-sanat-algs
