İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Bu yıl ülkemizde gösterime giren en tuhaf ve de en etkileyici filmlerden biri dünya prömiyerini bu yılki Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasından yapmış olan ve Türkiye’de cuma günü sınırlı ölçekte vizyona giren Fransız yapımı İçimdeki Yabancı (L’inconnue). Bir sabah kendini, belki daha doğru bir ifadeyle benliğini önceki gece seviştiği bir kadının bedeni içinde bulan bir adamı odağına alan İçimdeki Yabancı kimlik ve benliğe ilişkin sorunsallardan ve kimlik / benlik ile beden arasındaki ilişkilerden spesifik olarak trans bireylerin deneyimlerine veya başka bir düzlemde geçmişin anılarda kalışına kadar çok değişik alımlamalara açık bir film.
Senarist-yönetmen Arthur Harari’nin çizgi roman sanatçısı kardeşi Lucas Harari (*) ile ortaklaşa yazdıkları Le cas David Zimmerman (2024) adlı çizgi romanın uyarlaması olan İçimdeki Yabancı’nın baş karakteri olan David Zimmerman biraz içine kapanık gibi görünen bir fotoğrafçı. Aslen eski kartpostallardaki kent mekanlarını o kartpostallarda fotoğraflanmış oldukları açılardan aynı kadrajla on yıllar sonra günümüzde tekrar fotoğraflama şeklinde bir proje yürütmekte olan David bir vesileyle daha önce uzaktan fotoğrafını çekmiş olduğu (Léa Seydoux tarafından canlandırılan) bir kadınla bir parti esnasında tekrar karşılaşır ve sevişir. Sabah uyandığında ise kendini yukarıda da kaydettiğim üzere o kadının bedeni içinde bulur.
Kadın bedeni içindeki (dolayısıyla artık........
