NÂZIM HİKMET’İN EN KAPSAMLI SERGİSİ “ROMANTİKA” İZMİR’DE AÇILDI
Nâzım’ın büyük ömrü; yüzlerce belge, elyazması, fotoğraf, nadir kitap, kişisel eşya ve sanat eseriyle anlatılıyor
Nâzım Hikmet’in yaşamını, eserlerini ve bugün de yaşamaya devam eden kültürel mirasını çok katmanlı bir anlatıyla ele alan “Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi”, 95. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında, 3 Eylül’de Atlas Pavyonu’nda açıldı. Folkart Gallery tarafından hazırlanan ve bugüne kadar Türkiye’de açılmış en kapsamlı Nâzım Hikmet sergisi olma özelliğini taşıyan proje; 2 bin 125 metrekarelik alanda, fuaye dâhil 15 salona yayılıyor. Türkiye’den ve yurt dışından yaklaşık 25 kişi, kurum, arşiv ve özel koleksiyonun katkısıyla hazırlanan sergide yüzlerce fotoğraf, yüzlerce sayfa elyazması ve belge, nadir kitaplar, kişisel eşyalar, resimler, heykeller ve görsel-işitsel materyaller bir araya geliyor.
Bu yıl dokuzuncu kez İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ana sponsorluğunu üstlenen Folkart, fuara Türkiye’nin kültür ve edebiyat tarihine ilişkin önemli bir projeyle eşlik ediyor. Folkart Gallery’nin hayata geçirdiği “Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi” adlı sergi; Nâzım Hikmet’in çocukluğundan Anadolu yolculuğuna, Moskova’ya, hapishane yıllarından aşklarına, dostluklarına, sürgününe ve memleket özlemine uzanan büyük yaşam yolculuğunu farklı yönleriyle ele alıyor.
Serginin Direktörlüğünü Ünal Ersözlü üstlenirken, küratörlüğünü yaklaşık 20 yıldır Nâzım Hikmet üzerine çalışan M. Melih Güneş, sergi tasarımını ise Ömer Durmaz yapıyor.
Melih GüneşÖmer DurmazNEDEN “ROMANTİKA?”
Nâzım Hikmet’in Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim için ilk düşündüğü “Romantika” adı, romanın Fransa, Bulgaristan, Almanya, Macaristan ve Rusya’daki baskılarında da kullanıldı. Sergi için ilk isim arayışlarında “Güneşin Sofrası” üzerinde de duruldu; ancak projenin adı sonunda “Romantika” oldu.
Buradaki “Romantika”, yalnızca aşkı ya da sözcüğün gündelik anlamındaki romantizmi ifade etmiyor. Serginin yorumunda kavram; Nâzım Hikmet’in daha adil, daha güzel ve daha özgür bir dünyanın mümkün olduğuna dair, hapishanelerde, sürgünde ve memleket hasreti içinde dahi eksilmeyen inancını karşılıyor.
“Bir Ömrün Seyrüseferi” alt başlığı da yalnızca şairin coğrafi yolculuklarına işaret etmiyor. İstanbul’dan Anadolu’ya, Moskova’dan dünyanın farklı ülkelerine uzanan hareketli hayatın yanı sıra Nâzım Hikmet’in düşünsel, duygusal ve sanatsal yolculuğunu da kapsıyor.
ROMAN İZMİR’DE BAŞLIYOR, İZMİR’DE BİTİYOR
Nâzım Hikmet’in İzmir’le ilişkisi romanın ötesine uzanıyor. Şairin 1925 yılında İzmir’de bulunduğu biliniyor. 1920’li yıllarda Moskova’da yazdığı “Tuğlacıklar” oyunundaki bir şarkıya Türkçe sözler yazarken kullandığı “İzmir narı gibi kırmızı” ifadesi de bu bağın edebî izlerinden biri. Kuvâyi Milliye’nin büyük anlatısı da İzmir’e ulaşıyor.
Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşimin zaman örgüsü ise romanın sonunda yeniden İzmir’e dönüyor. Bu nedenle serginin İzmir’de açılması, küratör M. Melih Güneş’in ifadesiyle yalnızca bir rastlantı değil; edebî ve tarihsel bir karşılık taşıyor.
2 BİN 125 METREKAREDE 15 SALON
“Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi”, Kültürpark Atlas Pavyonu’nda 2 bin 125 metrekarelik bir alana yayılıyor. Fuaye ile birlikte toplam 15 salon ziyaretçiyi Nâzım Hikmet’in yaşamındaki farklı dönemlerin içine taşıyor.
Sergi kronolojik bir omurgaya sahip olmakla birlikte klasik bir zaman çizelgesi biçiminde ilerlemiyor. Mekânın bir tarafında Nâzım Hikmet’in Türkiye yılları, diğer tarafında ise Sovyetler Birliği’ndeki son yılları anlatılıyor. Hapishane, sürgün, memleket özlemi, aşklar, dostluklar ve yaratıcı üretim; belgelerle birlikte mekânsal ve görsel bir dramaturjinin parçalarına dönüşüyor.
Proje, bir “biyografik sergi”den çok Nâzım Hikmet’le belgesel bir buluşma ve kucaklaşma niteliği taşıyor.
EDEBİYATTAN RESME, HEYKELDEN SİNEMAYA NÂZIM’IN DÜNYASI
“Romantika”, Nâzım Hikmet’in yaşamını yalnızca metinler, tarihler ve belgeler üzerinden anlatmıyor. Kitap, edebiyat, elyazması, resim, heykel, fotoğraf, sinema, müzik, tasarım ve kişisel objeler aynı anlatının içinde buluşuyor.
Kitaplar, mektuplar ve elyazmaları şairin sözcüklerle kurduğu dünyayı taşırken; resimler, heykeller ve fotoğraflar Nâzım Hikmet’in sanatçılarla ve görsel kültürle ilişkisini........
