menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hikâyede Kalmasın

34 0
18.08.2026

Başlık olarak kullandığım “Hikâyede Kalmasın” tanımına hepiniz aşinasınızdır. Özellikle Instagram kullanıcısıysanız, hatta aktif bir Instagram kullanıcısıysanız, bu ifadeyi yalnızca duymamış, belki siz de kullanmışsınızdır. Bir paylaşımın, bir fotoğrafın, bir düşüncenin ya da bir anın yalnızca Story’de (Hikâye’de) kalmaması gerektiğini anlatır bu söz.

Benimse bu kalıba bir itirazım var.

Öncelikle öyküler, yani hikâyeler yazan biriyim. Hikâye ben yazıyor olduğum için değerli değil, hikâyeleri değerli bulduğum için onları yazıyorum. Yeryüzünde merakımı en çok celbeden şey hikâyedir, diyebilirim. Dolayısıyla hikâye kelimesinin bünyemdeki karşılığı çok başka. Hatta belki de tam da bu yüzden sadece hikâye yazmıyor, hikâyesini önemsediğim kişileri “Likya Sohbetleri” adını verdiğim YouTube platformunda konuk olarak ağırlıyorum.

Bizim dilimizde adettir; değerli şeylerin adları çoğu zaman küçümseme amacıyla kullanılır. “Caz yapma” denir örneğin; “bana hikâye anlatma”, “ne roman adamsın”, “felsefe yapma”, “amma edebiyat parçaladın” gibi cümlelere alışık bir milletiz. Oysa caz, edebiyat, felsefe yapmak kolay değildir. O kadar kolaysa, insanın “Hadi bakalım, bir de sen yap” diyesi gelir ama nedense kimse bunu düşünmez.

Bir şeyin adını bir küçümseme biçimine dönüştürmek, o şeyin kendisini değersizleştirmiyor elbette. Felsefe, caz ve edebiyatla ilgili bu durumun absürtlüğünü ifade eden çokça yazar ve sanatçı da oldu bugüne kadar. O yüzden ben “Hikâyede Kalmasın” tanımıyla olan derdime geri dönüyorum.

Elbette........

© Ek Dergi