Hangi okul, hangi öğretmen, hangi veli, hangi bakan…
Okullar tanırım; bir gününe bin gülücük sığdıran, rengarenk, coşkulu, eğlenceli, öğrencilerini şefkatli bir anne gibi kucaklayan.
Okullar bilirim; renksiz, sevimsiz, coşkusuz, öğrencisi mutsuz, öğretmeni yorgun, ümitsiz, ilgisiz…
Aileler tanırım; çocuklarının geleceği için her şeyden çok okul başarısını önemseyen, çocuklarını yarış atı sanan, alacağı yüksek notu, eğitim hayatı boyunca yapacağı tüm sosyal, sanatsal ve sportif etkinliklerden, kişilik gelişiminden, kurduğu arkadaşlıklardan daha önemli sanan…
Aileler tanırım, ezber, dayatmacı çağdışı eğitime değil modern eğitime inanan, okulların, çocuklarını sadece sınava değil, hayata hazırlaması gerektiği bilincinde olan.
Öğrenciler tanırım, okuldan bıkmış, hayattan kopmuş, akvaryum balığı gibi yaşayan, mutluluğu başka yerde arayan, yalnız, sahipsiz her gün biraz daha karanlık ve öfke biriktiren.
Öğrenciler tanırım, “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” sosyal iletişimi güçlü, dünyayla buluşan, kendini aşan…
Bakanlar tanırım, enerjisini, eğitim öğretim için değil siyasi kavgalarda tüketen, her gün biraz daha sempatik olmaktan uzaklaşan…
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan menfur saldırının manevi yıkımını onaracak baş aktörlerden biri şüphesiz yorgun, kırgın, moralsiz de olsa fedakârlıktan taviz vermeyen yürekli öğretmenler olacak.
Dün, nefes nefese, çığlık çığlığa büyük depremi yaşayan Maraş, bugün duyarlı tüm insanlarla birlikte tarifsiz acı yaşıyor.
Yine öğretmene, moralsiz ve mahzun da olsa, bir gününe bin gülüş sığdıran fedakarlara, büyük görev düşüyor. Çünkü, öğrencileri kendi öz evladından farksızdır duyarlı öğretmenin.
Peki daha güzel yarınlar için ne lazım?
Ezberleri bozmak lazım.
Baskılar, dayatmalar değil daha fazla sevgi lazım, empati lazım, anlayış lazım, iletişim becerisi lazım. Görevini tutkuyla yapan daha fazla öğretmen lazım…
Bize, insani ve ahlaki değerlerle bezenmiş yeni eğitim sistemi lazım.
Bize cezadan çok ödül lazım.
Daha fazla yasaklar değil, daha çok iyiye, güzele teşvik lazım, ilgi lazım.
Bize, yeni umutlar lazım, bol sabır ve dayanışma lazım.
Öğretmene köstek olan, öğretmenin bahtını karartan bakanlar değil, öğretmene güç olan, moral olan, sorumluluğunu bilen bakanlar ve bakanlık lazım.
Daha duyarlı veli, daha moralli ve mutlu öğrenci lazım.
Sınavda boğulmayan bir eğitim sistemi lazım.
Sınav başarısıyla yetinmeyen davranışı önemseyen, öğrencileri hayatın zorluklarına, güzelliklerine hazırlayan okul ve öğretmen arayışında olan anne baba lazım.
Enerjisini politik kavgalarla tüketmeyen, rejimle kavgalı olmayan, mümkünse sevimli, sempatik ve dahi samimi olan milli eğitim bakanları lazım.
Değil mi ki “Çocuklarımız, doldurulması gereken boş şişe değil, yakılması gereken birer meşaledir!”
Bize, bu meşaleleri tutkuyla yakacak anne baba ve öğretmen lazım.
Ama bize en çok da yeni model eğitim sistemi lazım. Çocuklarını anlayan ilgili anne baba lazım, yeni model öğretmenlik lazım.
Eğitime inanan, eğitimde dünyanın geldiği noktayı bilen bakanlık lazım!
İşte bak, hayatın pırıl pırıl renklerine boyamamız gereken okullarımızı karanlık ruhlar gün geçtikçe koyu, karanlık renge boyuyor.
Değil mi ki “Çocukların suç işlediği bir toplumda herkes suçludur!” O halde laf ebeliği yaparak günah keçisi aramak yerine herkes elini taşın altına koymalı. Ancak o zaman hayatın renklerine bezenmiş okullarımız ve şen şakrak mutlu, huzurlu; Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim felsefesinin temel taşlarından biri olan “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yetişecektir.
