Ahmet Özbek yazdı: Sanatın ve Sinemanın Yeni Dili
Yaratılmış her yapıtın arkasında, bir felsefi bakış yatar. Bu felsefi bakışı belirleyen, yaşanan çağ, onun yarattığı toplumsal yapı ve de teknolojik gelişimin bireyde bıraktığı izler…
Bütün bunlardan uzak olarak da yaratmak mümkün elbette. Ancak çağın tanığı olan ve modernlik iddiasındaki yaratım, düşünsel bir arka plana ihtiyaç duyacaktır. Bu arka planı, ‘öncü’ dediğimiz atılım ve deneysel çalışmalarla, yakın geçmişin sanatçıları adeta fütürist eylemleriyle gerçekleştirdiler: geleceğin sanatına katkı…
Holy Motors/ Leos Carax
Sinemada Andrzej Wajda’nın, plastik sanatlarda Mondrian’ın, edebiyatta Dostoyevski’nin, ve de tiyatroda Thornton Wilder’ın denediği şey buydu. Tennessee Williams’ın dehşet veren yaratımı “Geçen Yaz Birdenbire” tümüyle 21. Yüzyılın sanatına göndermeler yapıyordu. Elbette saydığımız diğer yapıtlar da.. Bu tür göndermeleri James Joyce, Virginia Woolf gibi yazarların iyi değerlendirdiği söylenebilir.
Sinemadan örneklersek hemen hemen aynı dönemde çekilmiş, ve de ikisinin başrolünde de Meryl Streep’in oynadığı iki görkemli sinemasal yapıttaki biçimsel farklılık söylediklerimizi onaylar nitelikte…İlk sözünü edeceğim film, Alan Pakula’nın anıt sinemalarından “Sophie’nin Seçimi/ Sophie’s Choice (1982)”..İkinci dünya savaşının akıl almaz bir seçimle başbaşa bıraktığı bir kadının “sonraya yansıyan” dramı. Yakıcı bir hikaye. Bu büyük yapıt, düz........© Edebiyat Burada
