menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Büyümenin saklı çarkları: Beşeri sermayede kalkınma paradoksu

11 0
17.06.2026

Ekonomi literatüründe “büyüme” ve “kal­kınma” kavramları sıklıkla birbirinin ye­rine kullanılsa da, aralarındaki ince çizgi sür­dürülebilir bir geleceğin en temel anahtarıdır.

Ekonomik büyüme, üretilen mal ve hizmetle­rin hacmindeki niceliksel ve parasal artışı ifade ederken; kalkınma, bu artışın toplumsal refaha, yaşam standardına, sağlık düzeyine ve eğitim ka­litesine yansıyan niteliksel dönüşümünü kapsar. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Haziran 2026 başında arka arkaya açıkladığı dönemsel gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), ulusal eğitim is­tatistikleri ve Türkiye sağlık araştırması verile­ri, bu iki kavram arasındaki yapısal köprüyü ye­niden masaya yatırmamızı zorunlu kılıyor.

Ekonominin görünümü: Tüketime dayalı büyüme ve yapısal sınırlar

TÜİK verilerine göre, Türkiye ekonomi­si 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık bazda %2,5 oranında bir büyüme kaydetti. Kesintisiz büyü­me eğiliminin sürdüğünü gösteren bu oran, her ne kadar iç talep ve hanehalkı harcamaları ekse­ninde ekonomik canlılığın devam ettiğine işaret etse de derinlemesine bir analiz büyümenin ka­litesiyle ilgili yapısal riskleri barındırıyor.

Özel­likle sanayi sektöründe yaşanan %0,8’lik daral­ma ve imalat sanayiindeki durgunluk, büyüme­nin üretimden ziyade ağırlıklı olarak tüketime dayalı bir yapıda sıkıştığını net bir şekilde doğ­ruluyor. Oysa katma değerli üretim, yüksek tek­noloji ihracatı ve sürdürülebilir bir büyüme pa­tikasına girebilmenin yolu şüphesiz “beşeri sermaye” yatırımlarından, yani bir ülkenin en büyük........

© Dünya