Yaklaşan seçimlerin siyasal ekonomisi
Geçen haftaki “Ekonomik büyümede gerçekler ve hayaller” başlıklı yazımda Orta Vadeli Programda (OVP) 2026-2027 için öngörülen büyüme stratejisi ile 2026’nın ilk yarısında oldukça düşük bir düzeyde gerçekleşen büyüme dinamiği arasında ciddi farklılıklar olduğuna dikkat çekmiştim.
OVP, 2026’nın ikinci yarısı ve 2027 için iç talebe dayalı yüzde 4’ün üzerinde bir büyüme öngörürken 2026’nın ilk yarısında büyüme yıllık yüzde 2,5 civarında bir patikaya geçiş yapmıştı.
Kanaatim önümüzdeki dönemde ekonomik büyümenin iç talebin çok az katkıda bulunduğu, net ihracatın da daha ziyade azalan ithalat sayesinde bir miktar pozitif katkı yapacağı düşük büyüme patikasında hareket etmeye devam edeceği şeklindeydi.
OVP’de yer alan büyüme stratejisi enflasyonla mücadelede esaslı bir taviz gerektirdiğini ve bu yola gidilmeyeceğini düşündüğümden OVP’nin büyüme stratejisini gerçekçi bulmadığımı savunmuştum.
Bu tartışmaya iki nedenle tekrar dönme gereğini duyuyorum.
Birincisi yaptığım talihsiz bir hata.
İkincisi de görüşlerini önemsediğimi kimi meslektaşlarımın büyüme senaryosu hakkında benden daha farklı düşünmeleri. Geçen haftaki yazımda 2026-2028 OVP’sinin rakamlarını yani geçen yılın rakamlarını kullanmışım. Yanılgımın nedeni bir yurt dışı seyahati nedeniyle yazımı çok erken bir saatte yazdığım için internette karşıma çıkan OVP’yi dikkatsizce davranıp esas almamdı. Oysa yeni OVP’nin (2027-2029) o saatte henüz internette yer almadığı ortaya çıktı.
Yazım yayınlandıktan sonra........
