menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026’nın en büyük ekonomik riski nedir? Kontrollü dengelenme mi, kırılgan büyüme mi?

14 0
18.02.2026

2026 yılına girerken Türki­ye ekonomisi kritik bir eşik­te duruyor. Enflasyonla mücade­le sürüyor, para politikası sıkı, kredi kanalları kontrollü, büyü­me temposu yavaşlamış durum­da. Kur görece istikrarlı görünse de finansman maliyetleri yüksek, reel sektörün nakit akışı baskı al­tında ve küresel belirsizlikler de­vam ediyor. Bu tablo içinde temel soru şu:

2026’nın en büyük ekonomik riski nedir?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Ancak veriler, eğilimler ve yapı­sal göstergeler birlikte değerlen­dirildiğinde risk başlığı üç ana eksende toplanıyor:

1.Yüksek faiz–düşük büyüme sarmalı

2.Reel sektör finansman ve nakit akışı krizi

3.Enflasyonda kalıcılık ve beklenti yönetimi sorunu

I. para politikası: sıkılık ne kadar sürdürülebilir?

Türkiye’de dezenflasyon prog­ramının temel taşı, sıkı para po­litikasıdır. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası po­litika faizini uzun süre yüksek se­viyede tutarak talep baskısını sı­nırlamayı ve beklentileri çıpala­mayı hedeflemektedir.

Reel faiz gerçekten yeterli mi?

Reel faiz hesabı basit görünür: politika faizi – beklenen enflas­yon. Ancak risk tam da burada başlıyor.

* Eğer piyasa enflasyon bek­lentisi resmi projeksiyonlardan yüksekse,

* Eğer fiyatlama davranışları henüz çözülmemişse,

* Eğer hizmet enflasyonu katı kalıyorsa,

nominal sıkılık reel ekonomide yeterli soğumayı sağlamayabilir.

2026 için en büyük risklerden biri şudur:

Para politikası enflasyonu dü­şürmek için yeterince sıkı kalır­sa büyüme ciddi yavaşlayabilir; erken gevşerse enflasyon yeni­den ivme kazanabilir.

Bu ikilem, politika yapıcı açı­sından ince ayar gerektirir. An­cak asıl kırılganlık reel sektör ta­rafında ortaya çıkar.

II. 2026’nın kritik riski: Reel sektörün nakit akışı

Türkiye ekonomisinde üretim yapısının büyük bölümü dış fi­nansmana ve krediye dayalıdır. Yüksek faiz ortamında şirket bi­lançolarında üç baskı oluşur:

1.Finansman gideri artışı

2.Tahsilat vadelerinin uzaması

3.Karlılık marjlarının daralma­sı

Finansman maliyeti baskısı

Faizlerin yüksek seyrettiği bir ortamda:

* Kısa vadeli ticari kredi mali­yetleri artar

* Yatırım kredileri ertelenir

* İşletme sermayesi ihtiyacı büyür

Bu durum özellikle imalat, pe­rakende ve inşaat sektöründe kı­rılganlık yaratır.

Tahsilat vadeleri uzuyor mu?

Yüksek faiz dönemlerinde zin­cirleme bir davranış oluşur:

* Büyük firma ödemeyi gecik­tirir

* Tedarikçi daha geç tahsil eder

* Nakit döngüsü bozulur

Bu mekanizma 2026’da iflas ve konkordato riskini artırabilecek temel kanallardan biridir.

Risk şudur: Ekonomi yavaş­larken finansman maliyeti yük­sek kalırsa, bilanço dayanıklılığı zayıf firmalar sistem dışına........

© Dünya