menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD ile Çin’in dansı

47 0
18.05.2026

Chimerica” kavramı ilk kez tarihçi Ni­all Ferguson ve iktisatçı Moritz Schularick tara­fından Çin ile ABD ara­sındaki yapışık ilişkiyi tanımlamak için 2006 yı­lında kullanılmıştı. Onla­ra göre iki ülke arasındaki ilişki klasik bir rekabetin çok dışındaydı ve birbi­rini besleyen simbiyotik bir yapısı vardı. Çin bir yandan olağa­nüstü bir performansla üretip tasar­ruf ederken bir yandan da ABD’yi fi­nanse ediyordu. İhracattan kazandığı her bir dolar Amerikan hazine tahvil­lerine akıyor; ABD ise daha çok tü­keterek, borçlanıyor ve Çin’in büyü­mesi için kaynak yaratıyordu. Çin’in üretim ihtirası ile Amerikalıların tü­ketim iştahı bütünleşmiş, Çin’in de­vasa büyümesinin motoruna dönüş­müştü. Bu durum, asimetrik de olsa belirgin bir karşılıklı bağımlılık ha­li yaratmıştı. Ancak zamanla bu ha­lin, iki ülke arasında güven tesis et­mek yerine birbirinden kuşku duyan iki partnerin zoraki sürdürdüğü bir birlikteliğe dönüştüğü de ortadaydı. Chimerica’nın temel paradoksu da buydu; aynı bedende yaşayan iki fark­lı türün uyumsuzluk üzerine kurmuş oldukları böylesi bir bağımlılık nasıl sürdürülebilirdi? Kavram, sanki An­tik Yunan mitolojisindeki Chimera’yı da çağrıştırıyordu. Homeros’un İlya­da destanında farklı hayvanların bi­leşiminden oluşan “Chimera” şöyle tanımlanmaktaydı: “Önü aslan, orta­sı keçi, arkası yılan; korkunç ve güçlü, ateş püskürten melez yaratık”. Bazı anlatılarda yılanın yerini ejderha alı­yor; aslan başlı gövdeye kanatlar da ilave ediliyordu. Chimerica’da tıpkı Chimera ‘dan farklı değildi. İki ülke­nin tek bir hat üzerine yerleştiği tu­tarsız bir bütünleşme hali. Peki, ay­nı gövdeye ilişmiş farklı ve uyumsuz türler, birbirinin yaşam damarlarını kesmeden ve birbirlerini zehirleme­den hem rekabet edip hem de işbirli­ği yapabilirler miydi?

Trump’ın sebebi ziyareti

Trump’ın tüm dünyada........

© Dünya