Küresel tarımsal araziler; ölçek ve parçalılık sorunu
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2025 yılına ait güncel bir raporu yayımlandı. “Çiftlik Sayısı, Büyüklüğü ve Tarım Arazilerinin Dağılımı Hakkında Küresel Bir Güncelleme” başlıklı bu çalışma, rakamların çok ötesinde, toprağın nasıl el değiştirdiğine ve küçük işletmelerin tarımı nasıl terk etmek zorunda kaldığına odaklanıyor. Bu yazımızda, raporun öne çıkan sonuçlarına yer vereceğiz.
Çiftliklerin çoğu Çin ve Hindistan’da
Rapora göre, 2025 yılı itibarıyla dünyada yaklaşık olarak 579 milyon tarım işletmesi bulunuyor ve bu işletmeler daha çok Asya kıtasında yoğunlaşıyor. Sadece Hindistan ve Çin, dünyadaki çiftliklerin yüzde 55’ini oluşturuyor. Asya ve Sahra Altı Afrika, dünyadaki toplam çiftlik sayısının yaklaşık olarak yüzde 85-90’ına karşılık geliyor. Küresel servetin dağılımındaki çarpıklığın tarıma da yansıdığı raporda detaylandırılıyor. İki hektardan daha az araziye sahip olan 500 milyon küçük işletme, küresel çiftliklerin yüzde 85’ini oluştururken toplam tarım arazilerinin sadece yüzde 9’una sahip. Dünyadaki tarım işletmelerinin sadece binde birini oluşturan, en tepedeki bin hektarın üzerindeki yaklaşık 300 bin devasa işletme, küresel ölçekte tarım arazilerinin yüzde 54’ünü kontrol ediyor. Rapora göre, 50 hektardan büyük olan çiftliklerin oranı sadece binde 6 olmasına rağmen dünyadaki tarım arazilerinin yüzde 75’inde söz sahibi. Bu durum, ülke gelirleri yükseldikçe daha da çarpık hale geliyor. Tarım arazilerinin büyük işletmelerde toplanmasının, yüksek ve üst-orta gelirli ülkelerde, düşük gelirli ülkelere göre çok daha belirgin olduğu da raporda vurgulanıyor. Aslında bu rakamlar, toprağın önemli bir bölümünün küresel ölçekte tekelleştiğinin, sayıca ezici çoğunluğa sahip olan küçük işletmelerin ise bunlarla rekabet edemeyecek kadar büyük sorunlarla boğuştuğunun önemli bir göstergesi.
Küçük ve parçalı işletmeler, adaletsiz dağılım
Raporu hazırlayan uzmanlar, tam ortadaki işletme büyüklüğünün, diğer bir ifadeyle “medyan” değerinin, tarım arazileri dağılımındaki adaletsizliği daha net gösterdiğini belirtiyorlar. Küresel çapta ortalama işletme büyüklüğü 5 hektar olsa da medyan değerin sadece 1 hektar olduğu vurgulanıyor. Bu fark, arazi varlığının ne kadar adaletsiz dağıldığının en net göstergesi.
Ülkemizde önemli bir sorun olan arazi parçalılığı, ülkelerin gelişmiş düzeylerine göre farklılaşmakla birlikte dünyanın da önemli bir sorunu olduğu rapordan anlaşılabiliyor. Örneğin, Avrupa ve Orta Asya’da, tarım işletmelerinin sayısının azalmasıyla arazilerin giderek toplulaştığı bir süreç yaşanıyor. Avusturya, Belçika ve Fransa gibi ülkelerde topraklar büyürken tarımsal istihdam azalıyor. Arazi toplulaştırma, bir yandan işletmeleri büyüterek ölçek ekonomisi avantajını sağlarken, diğer yandan verimlilik artışıyla küresel gıda arzına, üretim maliyetlerine ve nihayetinde gıda güvencesine olumlu yönde katkı sunuyor. Bununla birlikte Brezilya, Nepal, Pakistan ve Senegal gibi ülkelerde tersine bir durum gözlemleniyor. Hem tarım arazileri parçalanıyor hem de işletmeler küçülüyor. Bunun sonucu olarak, küçük işletmelerin teknolojiye, finansmana ve bilgiye ulaşması giderek zorlaşıyor.
Tarımın temel sorunlarının kaynağı küresel sistem
Küçük işletmeler, pazarlama, iklim değişimine uyum sağlayamama sorunları yaşarken, büyük işletmeler monokültür tarımın çevresel etkileri ve entansif üretim nedeniyle doğal dengeyi bozuyorlar. Rapor, gıda güvencesi açısından işletme ölçeği konusundaki hassas dengenin korunması gerektiğine işaret ediyor. FAO’nun raporu; sancılarını her alanda derinden hissettiğimiz mevcut küresel sistemin, her alanda olduğu gibi tarımda da adaletsiz, çarpık, verimsiz ve sürdürülemez bir yapıya neden olduğunun anlaşılabilmesi bakımından oldukça değerli.
