menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Konut piyasasını yanlış mı ölçüyoruz?

27 0
yesterday

 Son haftalarda konuta erişimi farklı tarafla­rından ele almaya gayret ediyorum. Finans­manı, orta sınıfın değişen konut ihtiyacını, uy­gun fiyatlı konutun nasıl üretilebileceğini ve son olarak kiralık sosyal konutu konuştuk. Hala ak­lıma takılan bir soru var aslında.

Konuta erişi­min gerçekten iyileşip iyileşmediğini nasıl ölçe­ceğiz? 2025 yılında Türkiye'de 1,7 milyon konut satıldı, 2026 yılının ilk 8 ayında ise konut satış­ları 1 milyon adedin üzerinde yer aldı. İlk 8 ayda­ki satışların yaklaşık p'i ikinci el konutlardan oluştu. Kredili satışların toplam satışlar içinde­ki payı  seviyesinde kaldı. Piyasa oldukça ha­reketliydi ama bu hareketliliğin önemli bölümü mevcut konut stokunun el değiştirmesiyle ger­çekleşti.

Satış ile erişim aynı değil

Ev sahipliği verileri satış ve erişim arasındaki ayrımı daha görünür hale getiriyor. Türkiye'de ev sahipliği oranı 2006 yılında `,8 iken 2025'te W,1'e geriledi. Aynı dönemde kiracıların ora­nı #,5'ten ''ye yükseldi. Dar gelirli hane­lerde değişim daha belirgin. Ev sahipliği oranı Y,3'ten H,7'ye gerilerken kiracılık %'ten 4'e çıktı. Dolayısıyla yüksek satış rakamı­nı doğrudan konuta erişimin iyileştiği şeklin­de yorumlamak mümkün değil. Satışlar artsa da özellikle düşük ve orta gelir grubundaki hanele­rin satın alma kapasitesi aynı anda gerileyebilir. Açıkçası konut piyasasındaki erişilebilirlik tar­tışmasının biraz daha bu tarafa yönelmesi gerek­tiğini düşünüyorum. Kaç konut satıldığı kadar, o konutu kimin hangi gelir ve hangi finansman........

© Dünya