menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ülkemizdeki gelir dağılımı gerçekten düzeliyor mu?

13 0
26.03.2026

Son zamanlarda ekonomi yö­netimi ülkedeki bozulan ge­lir dağılımına yönelik yapılan eleştirilerden rahatsızlığını ifade etmeye başladı.

Bundan daha önce de dolar bazında kişi başına gelirin 18 bin dolar olması konu edilip, kamuoyu nezdinde bunu ülke­nin zenginleşmesinin bir gös­tergesi olarak kullanılmıştır. Doğal olarak kamuoyu bu ge­lir artışının yansımasını ken­di cüzdanında göremeyince, bu söylemlerin güvenilirliği kal­mamıştı. Oysa ortaya çıkan kişi başı gelirin dağıtımını ekono­mi yönetiminin göz ardı etme­leri kamuoyunda ortaya çıkan bu güven bunalımının ana ne­deniydi.

Elbette uzun zamandır aka­demik çalışmalarını yoksul­luk ve gelir dağılımı alanında yapan bir akademisyen olarak resmi makamlardan yapılan bu açıklamaları muhatap kabul et­mem gerekti.

Ekonomi yönetimi­mizin gelir dağılımın­da iyileşmeden ne an­ladığını bilemiyorum. Bizler akademik tar­tışmalarımızda bu tür iddialarımızı daha net bir şekilde ortaya koy­maya çalışırız. Bunun içinde TÜİK’in yaptı­ğı araştırmalarda elde edilmiş olan gelir dağılımı ölçülerini kullanırız. Gelir dağılımı hu­susundaki gelişmeleri de bu öl­çütler üzerinden takip ederiz.

Bu ölçülerden en bilineni Gi­ni katsayısıdır. Değeri sıfır ile bir arasında değişen bir katsa­yıdır. Bu katsayı bire yaklaşın­ca gelir dağılımında bir bozul­maya, sıfıra yaklaşınca da gelir dağılımında bir iyileşmeye işa­ret eder. Örneğin 2024 yılında Avrupa Birliği ülkeleri arasın­da gelir dağılımının en iyi ol­duğu Slovakya’da Gini katsayı­sı 0,22 iken, aynı yıl Türkiye’de 0,42 olmuş.

Gelir dağılımı ekonomik büyümenin bir türevi midir?

Türkiye’deki gelir dağılımı sorun tıpkı enflasyon gibi kro­nik bir sorun haline gelmiş­tir. Bu konuda kamuoyuna ilan edilmiş herhangi bir politika oluşturabilmiş değil. Genellik­le ülkemizde ekonomi yüksek oranlarda büyüme oranlarına ulaştıkça gelir dağılımının da iyileşeceği varsayılır. Bu itibar­la gelir dağılımını büyümenin bir türev sonucu olarak görme alışkanlığımız bulunmaktadır.

Bu anlaşışın bir sonucu ola­rak büyüme oranlarının düş­mesi de kaçınılmaz olarak gelir dağılımında bozulmayı berabe­rinde getirmektedir.

Şekilde 2002-2025 döne­minde Gini katsayısının sey­ri görülmektedir. Şekilden de anlaşıldığı üzere AK Parti ikti­dara geldiğinde 0,43 olan Gini katsayısı 2025 yılında 0,42 se­viyesine ulaşmıştır. Aradan ge­çen 23 yıl rağmen, gelir dağılı­mı AKP’nin iktidar yürüyüşü­ne başladığı yıldan çok da farklı bir yere gelmemiş.

Aslında haksızlık etmeme­li. 2014 yılında Gini katsayısı 0,39 seviyesine kadar gerile­mişti. 2003 yılındaki 0,43’ten, 2014’te elde edilen 0,39’a, 0,04 puanlık düşüş çok görülmeye bilir. Ama Gini katsayısı loga­ritmik olarak hesaplandığın­dan bu iyileşme kayda değer bir iyileşme olarak düşünülebi­lir. Ancak bu tarihten sonra ül­kedeki makroekonomik dalga­lanmalarla birlikte büyümede sıkıntıya düşülünce gelir dağı­lımında da bozulmalar kaçınıl­maz hale geldi.

Ekonomi yöneticilerimi­zin şunu bilmesinde yarar var. Gelir dağılımının ölçümünde standart bazı ölçütler vardır. Değerlendirmelerde bu ölçüt­leri dikkate alarak değerlendir­me yapmakta yarar var. İkinci­si, ele alınan farklı ölçütlerde ortaya çıkan konjektürel dalga­lanmaları dikkate alarak, gelir dağılımındaki gelişmeler üze­rine böylesine önemli iddialar­da bulunmam, bu sorunun çö­zümüne hizmet etmeyecektir. Dahası konuyu siyasileştirip, daha da çözümü zor bir hale ge­tirecektir.


© Dünya