Işığın peşinde yarım asır: Ara Kebapçıoğlu
Saint Benoit Lisesi’nden mezun olduktan sonra çoğumuz İstanbul’da kaldık ancak bir kısmımız da yaşamımızın geri kalanını planlamak üzere dünyanın çeşitli kentlerine dağıldık. Zaman zaman bir yerlerde buluştuk, neler yaptığımızı paylaştık, lise günlerimizi andık, geyik yaptık. Profesyonel hayatı seçip kurumlarda görev alanlarımız olduğu gibi çok spesifik ve ilginç konularla kendi hikayelerini yaratanlarımız da çıktı.
Kaldırıma bırakılmış lambadan Paris’te dükkana
Lise arkadaşımız Ara Kebapçıoğlu 1976 yılında Frankfurt’un ıssız bir mahallesinde yürürken kaldırıma bırakılmış eski objeler arasında bir lambaya rastlar. Ancak bu lamba basit bir aydınlatma gerecinin çok ötesinde bir misyon yüklenip Ara’nın hayatının geri kalanına ışık tutacaktır.
1930’ların tarzını yaşayan bu bakalit lambanın sadece kablosu aşınmış fakat diğer kısımları zarar görmeden 1970’lerin ortasına kadar gelmiştir. Lamba, önüne bırakıldığı rengarenk boyalı kulübemsi evde yaşamış birkaç neslin gecelerini aydınlatmış olmalıdır. Ara, yüksek tahsilini yarıda kesip kendine bir gelecek ararken yoluna çıkan lambayı oradan alır, mütevazı odasına taşır, kablosunu yenileyip bir müddet kullanır da. Ara ile emektar lambalar arasında bir ilişki kurulmuştur artık; eskicileri dolaşır, lambalar toplar, kablolarını, duylarını yeniler, önceleri cep harçlığını çıkaracak, arkasından bu işi geliştirip geçimini sağlayacak boyuta taşıyacaktır.
Bu gelir kaynağı Ara’ya uzun zamandır hayalini kurduğu bir Fransa turu yapmasına vesile olacak kadar birikime ulaşınca yola koyulur. Gezinin orta yerinde, daha sonra hayatını........
