Tarımda yeterliliğe kuraklık darbesi
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı bitkisel denge tablolarına göre tahıl ürünleri toplamında yurt içi üretimin yurt içi talebi karşılama oranı 2023-2024 piyasa dönemindeki yüzde 111,9 düzeyinden 2024-2025’te yüzde 91,1’e düştü.
Önceki döneme göre yaşanan 20,8 puanlık düşüşte kuraklık faktörünün yanı sıra baz etkisi de bulunuyor. Tahıl grubunda yeterlilik oranı önceki piyasa döneminde rekor bir düzeye ulaşmıştı. Yeterlilik oranı sebze ürünleri toplamında da 2,5 puan düşerek yüzde 111,3’ten yüzde 108,8’e geriledi. Meyve grubunda ise üretim fazlasına bağlı yüksek düzeydeki yeterlilik derecesi varlığını sürdürdü.
Temel ürün buğdayda yüzde 104,3
Toplam tahıl üretiminde en büyük paya ve gıda sistemi içinde stratejik öneme sahip en temel ürün olan buğdayda yeterlilik oranı yüzde 118,4’ten yüzde 104,3’e geriledi. Yeterlilik oranı durum buğdayında yüzde 228,6’dan yüzde 202’ye, diğer buğdayda yüzde 106’dan yüzde 92,3’e geriledi. Bu verilere göre, çok tüketilmesi yanında aynı zamanda gıda güvenliği, genel ekonomi, ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkilerle doğrudan bağlantılı olan buğdayda yerli üretimin iç talebi karşılama oranı gerilemekle birlikte yüzde 100’ün üzerinde kaldı.
Tahıl grubunda; yem sanayii açısından kritik ürünlerde ise tablo daha zayıf bir görünüm oluşturdu. Yeterlilik oranı arpada yüzde 84,6, mısırda yüzde 73,1 seviyesinde kaldı. En dikkat çekici açık ise yağlı tohumlarda ortaya çıktı. Ayçiçeğinde yeterlilik oranı yüzde 63,2, soyada ise yalnızca yüzde 4,2 olarak hesaplandı. Bu durum Türkiye’nin bitkisel yağ ve yem hammaddelerinde ithalata bağımlılığının sürdüğünü gösterdi. Buna karşılık bakliyat ve bazı tarla ürünlerinde üretim talebin üzerinde gerçekleşti. Yeterlilik nohutta yüzde 117,5, patateste yüzde 105,8, şeker pancarında yüzde 100 oldu.
Sebze ve meyvede yüksek oran
2024-2025 piyasa döneminde sebzelerde yerli üretimin iç talebi karşılama oranı sınırlı düşüşe rağmen yüksek düzeyini korudu. Sebze ürünleri grubunda en yüksek yeterlilik yüzde 116,2 ile kabak, yüzde 115,7 ile hıyar, yüzde 112,3’le domateste görüldü. Birçok sebzede üretim talebin üzerinde gerçekleşirken, sarımsakta ise yeterlilik oranı yüzde 94,7 ile talebin altında kaldı.
Meyve grubunda ise yüksek boyutlardaki üretim fazlası varlığını sürdürdü. Kayısı ve zerdalide yeterlilik oranı yüzde 594,9’la en yüksek seviyeye ulaştı. Fındıkta yüzde 592,5, greyfurtta yüzde 271,8, incirde yüzde 264,4’le oldukça yüksek oranlar görüldü. Narenciye grubunda yer alan meyvelerin tamamında üretimin iç talebi fazlasıyla karşıladı, elmada yeterlilik yüzde 148,2, mandalinada yüzde 142,9, limonda yüzde 137,3, portakalda yüzde 122,7 olarak hesaplandı.
Veriler, Türkiye’de meyve ve sebzede güçlü üretim kapasitesine rağmen yağlı tohumlar ve yem hammaddelerinde dışa bağımlılığın sürdüğünü ortaya koydu.
Tarihi kuraklığın etkisi
2024-2025 döneminde Türkiye’de tarım açısından kuraklık ciddi bir sorun olarak yaşandı. 1 Ekim 2024 – 30 Eylül 2025 döneminde Türkiye’nin ortalama yağışı metrekareye 422,5 mm ile uzun yıllar ortalamasının yaklaşık yüzde 26 altında ve son 52 yılın en düşük yağış seviyesi olarak kayda geçti. Yağış azlığı, Türkiye’de Ekim-Kasım 2024 döneminde ekilen başta buğday, arpa olmak üzere birçok tahılda kış aylarında bitki gelişimini azalttı.
Özellikle yaz aylarında kuraklık zirve yaptı. 2025 yazı boyunca Meteoroloji birçok bölgede olağanüstü kuraklık” sınıflandırması yaptı. Aynı dönemde sıcaklık rekorları kırıldı ve Türkiye son 55 yılın en sıcak temmuzlarından birini yaşadı. Yetersiz yağış durumu, Haziran-Temmuz 2025 döneminde hasat edilen bu ürünlerde verimi düşürdü. Kuraklık özellikle hububat, yem bitkileri, sulama gerektiren ürünler üzerinde baskı oluşturdu.
Bu yıla girerken durum görece daha iyi bir tabloya işaret etti. 2026 başında gelen yağışlar meteorolojik kuraklığı bir miktar hafifletti. Ancak uzmanlar, tarımsal ve hidrolojik kuraklığın etkilerinin hemen ortadan kalkmadığına işaret ediyor.
