Gıdanın fiyatını panik mi, gerçekler mi belirliyor
Tarımın en pahalı girdisi artık yalnızca enerji, gübre ya da tohum değil; geleceğe ilişkin belirsizlik, endişe. Korkunun fiyatını bazen piyasa, bazen siyaset, bazen de geleceği herkesten önce gördüğünü iddia edenlerin açıklamaları ve sansasyon yaratacak biçimde yorumlanan istatistikler belirliyor.
Bu anlamda, Uluslararası Ticaret Odası (ICC) Genel Sekreteri John Denton’un “Hürmüz Boğazı’ndaki kesintinin uzun sürmesi halinde küresel tahıl fiyatlarının 2020 seviyesinin yüzde 81 üzerine çıkabileceği. En ağır senaryoda azotlu gübre kullanımının yaklaşık yüzde 37 azalabileceği, tahıl verimliliğinin yüzde 10’a kadar gerileyebileceği ve Doğu Asya, Pasifik ile Sahra Altı Afrika’da tüketici gıda fiyatlarının 2020 baz seviyesinin yaklaşık yüzde 70 üzerine çıkabileceği” açıklamalarının tarım gıda ekosisteminde yaratacağı etki sorgulanmaya değer.
Değerlendirmeler, Edinburgh Üniversitesi, Aberdeen Üniversitesi ve İskoçya Kırsal Koleji araştırmacılarının hazırladığı, ICC tarafından finanse edilen bir modellemeye dayanıyor. Araştırma henüz hakem değerlendirmeden geçmemiş bir ön baskı, sonuçları kesin tahmin değil. Açıklamalar dikkatle okunmalı. Çünkü gelecekte yaşanabilecek bir gıda krizinin bugünden nasıl anlatıldığı, hangi verilerle desteklendiği ve bu anlatının piyasaları ve kamu politikalarını nasıl etkilediği, en az krizin kendisi kadar önemli.
Bu senaryo haberleştirildiğinde ithalatçılar erken alım yapabilir, şirketler stoklarını artırabilir, ihracatçılar kısıtlamalara yönelebilir ve finansal yatırımcılar fiyat artışı beklentisiyle pozisyon alabilir. Rapor manipülasyon amacıyla hazırlanmasa........
