Buğday tarlasının yabani otundan geleceğin biyoyakıtına, Pelemir
Gezegende yenilebilir binlerce bitki olmasına rağmen dünyadaki gıdaların yüzde 75’i 12 bitki ve 5 hayvan çeşidinden sağlanıyor. Tarımda kelimenin tam anlamıyla bit pazarına nur yağdı diyebileceğimiz gelişmeler yaşanıyor. Tarımın iklim direncini artırmak için istilacı hayvan ve bitki türleri beslenme kültürüne dâhil ediliyor, yabani çeşitler kültüre alınıyor.
Buğday tarlalarında yabani ot olarak algılanan, geçmişte zayıf ekmek unlarını güçlendirmede ve dericilikte kullanılan pelemir onlardan biri. Şimdilerde endüstriyel yağ ve biyoyakıt hammaddesi olarak yeniden gündemde. Yüzde 20 ile 30 arasında yağ içeren pelemir kuraklığa dayanıklı alternatif yağ bitkisi olarak, biyoyakıt hammaddesi, gıda katkısı, hayvan yemi potansiyeli, sabun sanayiindeki rolü gibi pek çok avantajı sayesinde biyoteknolojinin yeni yıldızlarından biri olabilir.
2017’de “Karahan” çeşidi yağlık çeşit olarak tescil edildi. Sadece yağ oranı değil, yüzde 14– 21 protein içren pelemer, yüzde 9–30 ham lif aralıklarıyla ABD pazarında cipslerde, un mamullerinde kullanımına yönelik ARGE’ler yapılıyor. TAGEM pelemerin farklı tam tahıl unlarına ilavesinin ekmeğin fonksiyonel ve teknolojik özelliklerine etkisini araştırıyor.
Pelemirin hedefi 100 bin dekar
DB Tarımsal Enerji’nin alım garantili sözleşmeli üretim modeliyle yürüttüğü pelemir projesinin beşinci üretim sezonunda, 232 üreticiyle 35 bin dekar alanda hasat gerçekleştirildi. Pelemirin........
