Söze, “Son dönem gelişmelerin etkisiyle enflasyonda bozulma” diye başlarsak…
Dün, Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi…
Merkez Bankası ayrıca dikkat çekti:
“Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır.”
Not düşmekte fayda var:
Enflasyon görünümünde belirgin bozulma, son dönemdeki gelişmelerle veya son dönem gelişmeleriyle yaşanmadı…
Mal ve hizmet üretimindeki verimsizlik;
Genel maliyetleri düşürecek, üreticiyi hızlandırıp, rekabet gücünü artıracak yatırımları önceliklendirememe;
Yapılan “arz fazlası” ve sonradan atıl duruma düşen yatırımlar;
Eğitimin niteliksizliği;
Kaynakların etkin dağılamaması;
Teşvik ve desteklerin etki analizinin yapılmaması;
Tüketerek büyüme kültürünün kan kaybetmeden, güçlenerek devam etmesi gibi onlarca neden enflasyon görünümündeki belirgin bozulmayı sağladı…
Enflasyon ile mücadelenin;
Enflasyonu kalıcı düşürebilmenin;
Düşük enflasyon ile yaşayabilmenin, kalkınabilmenin, refahı yükseltebilmenin temelinde “geliştirme ve verimli üretim kültürü” yatıyor…
Sanayideki büyüme 2025’in son çeyreğin de yüzde 0.9’da kalmışsa; Tarımda 2025’in ilk çeyreğindeki yüzde 0.1’lik küçülme, ikinci çeyrekte yüzde 5’e, üçüncü çeyrekte yüzde 12.4’e, son çeyrekte ise yüzde 7.2 çıkmışsa… Enflasyonu besleyen sorunlara yönelik farklı bir adres aramak, sorunu tespit ede bilme şansımızı ortadan kaldırır… Sorunun tespit edememek ise çözümden uzaklaştırır…
Örneğin: Son savaş olmasaydı da, 2025 yılında GS YH içinde nihai tüketim harcamalarının pa yı yüzde 70’e yaklaşmış, emeğin aldığı pay yüzde 37’nin altına sarkmıştı…
