Sınırda karbon düzenlenme mekanizmasındaki yükümlülükler ve beklentiler
Dünya tarihinde baktığımızda AB’nin öncülüğünde ticaret yollarının keşfi ve sanayi devrimi gibi gelişmeler, farklı coğrafyalarda olsakta günlük hayatımızı derinden etkilemiştir. Avrupa’da 19. yüzyılda kömürle başlayıp petrolle devam eden enerji dönüşümü, bugün yerini yenilenebilir enerji yatırımlarına bırakmaktadır. Bu süreç, AB’nin sera gazı azaltım politikaları doğrultusunda zorunlu karbon piyasası olan ETS’nin ortaya çıkmasına neden olmuştur. ETS kapsamında kirleten öder prensibi uygulanırken, artan karbon maliyetleri işletmeleri daha düşük karbonlu üretime yöneltmektedir. Ancak bu durum, bazı firmaların üretimlerini karbon düzenlemelerinin daha esnek olduğu ülkelere kaydırmasına ve karbon kaçağının ortaya çıkmasına neden olmuştur.
AB, karbon kaçağını önlemek için Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı devreye almıştır. Elektrik, hidrojen veya belirli sektörlerde (demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre) yıllık 50 tonun üzerinde AB’ye ihracat yapan işletmeler bu kapsama girmektedir. SKDM, 2023-2025 yılları arasında geçiş dönemi olarak uygulanmış; bu süreçte firmalardan yalnızca 3 aylık raporlama yapmalarını istenmiş, yaptırım uygulanmamıştır.2026 itibarıyla geçiş dönemi sona ermiş ve gerçek emisyon verilerinin raporlanması zorunlu hale gelmiştir. İlk yıllık raporların başlangıçta Mayıs 2027’ye kadar sunulması planlanmış, daha sonra bu tarih Eylül 2027’ye ertelenmiştir. SKDM’de ihracatçıların iki konuya dikkat etmesinde fayda var. İlki karbonun raporlanması diğer ise raporlanan değerlerin doğrulanmasıdır.
2026 yılında AB’ye ihracat yapacak firmalar için ürünlerinin bünyesindeki hammaddeden kaynaklı kapsam 1 emisyonlar her zaman raporlanacaktır. Kapsam 2 olarak tarif edilen elektirikten kaynaklı karbon 2 verileri ise AB’ye ihraç edilen ürüne bağlı olarak hesaplamaya dahil edilebilir. SKDM mevzuatında hangi mallarda kapsam 2 hangi mallarda sadece kapsam 1 hesaplanacağı tek tek açıklanmıştır. Fakat kapsam 2 emisyonları hesaplamaya dahil edilse bile CBAM sertifika bedeline yansımayacaktır. Sertifika yükümlülüğü kapsam 1 emisyonları üzerinden belirlenecektir. Ayrıca SKDM sertifika bedeli için dikkate alınan karbon fiyatları AB’de uygulanan ETS ile aynı değerlere sahiptir.
Karbon doğrulama ve enerji krizine yönelik olası çözümler
Raporlanan değerlerin doğrulanması için doğrulayıcı kuruluşlar tarafından bu hizmetin verilmesi gerekmektedir. Şu anda AB tarafından açıklanan herhangi bir doğrulayıcı kuruluş bulunmamaktadır. Fakat 2026 Eylül ayına kadar doğrulayıcı işletmelerin belirlenmesi beklenmektedir. Türkiye gibi AB dışı ülkelerde akreditasyon ise ancak ihtiyaç duyulması halinde ve sınırlı şekilde verilebilecektir. Doğrulama yapacak akretide kuruluşlar içinde AB, yakın zamanda anket açarak işletmelerden bilgi formlarını doldurmalarını istedi. Fakat bu ankete katılımın akreditasyon başvurusu olarak değerlendirilmemesi gerektiği ve mevcut veya gelecekteki herhangi bir akreditasyon başvurusuyla ilgili olarak dikkate alınmayacağı vurgulanmıştır. Netice itibariyle AB’nin 1990’dan bu yana karbon vergisi, ETS ve son olarak SKDM ile ilerleyen karbonsuzlaşma süreci; Hürmüz Boğazı’ndaki olası arz kesintilerinin yaratacağı enerji açığı nedeniyle yeni ertelemeleri gündeme getirebilir. Örneğin tedarik zincirindeki bozulmalar SKDM’nin beyan süresini 2027 Eylül’den ileriye taşıyabilir. AB’nin bu krize karşı çözümlerinden bazıları ise yenilenebilir enerjiye yönelim, depolama çözümleri ve hane halkı için daha düşük maliyetli kullanım modelleridir.
