Komşuda pişer bize de düşer: Alman, Çin ve Türk sanayileri
“Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına. Ortada bir tencere, boş mu, dolu mu bilen yok.” Barış Manço
Dünya genelinde salgın sonrası ortaya çıkan sosyo-teknolojik düzen şekil kazanıyor. Geçtiğimiz hafta açıklanan veriler küresel tablonun tamamlayıcı parçalarıydı:
* Çin ocak-şubat ihracatı yıllık " arttı.
* Alman Ocak sınai üretimi yıllık %1,2 daraldı.
* Alman ocak ihracatı yıllık %0,6 arttı.
* Türk ocak sınai üretimi yıllık %1,8 daraldı.
* Türk şubat ihracatı yıllık %1,6 artışla takvim gününe göre rekor seviyede gerçekleşti.
K harfinin uzayan kolları: Karanlık fabrikalar
Sosyo-teknolojik konjonktürü bir yıl önceki yazımızda “K-Tipi” şeklinde nitelemiştik. Hızlanan dijitalleşme, enerji dönüşümü ve güvenlik harcamaları bazı sektörleri yukarı taşırken emek yoğun üretim alanları geriliyor. Üretimin değeri artarken istihdamın ağırlığı azalıyor.
Çin’de yüksek teknoloji ihracatı ivme yakalarken tekstil, oyuncak ve mobilya gibi geleneksel sektörler daralıyor. Otomasyon, robotik sistemler ve yapay zekâ destekli üretim hatları yaygınlaşıyor; insan işgücünün neredeyse bulunmadığı “dark factory” üretim modeli giderek normalleşiyor.
Ancak dönüşümün bir bedeli var. Organize sanayi bölgelerinde geçici işçiler dahi yevmiyelerini kazanmakta zorlanıyor, ücretler düşüyor ve hane gelirleri baskı altında kalıyor. Üretim artarken istihdamın aynı hızla büyümemesi K-tipi ayrışmanın sosyal boyutunu görünür kılıyor.
Sosyo-teknolojinin yeni merkezi: Dijital savunma
Almanya geçtiğimiz yılın başındaki seçimlerle siyasal merkezde mutabakata ulaştı: Ülke savunmasının pekiştirilmesi. Askeri kapasitenin arttırılması için kamu........
