Küresel finansal sistem nereye evrilir?
Küresel finans sisteminin en kırılgan noktası nerede? Bu soruya verilecek yanıt, çoğu zaman yüksek enflasyon, jeopolitik gerilimler ya da resesyon riskleri olur. Oysa sistemin asıl hassas damarı, daha sessiz ama çok daha derin bir yerde atıyor: ABD Hazine tahvilleri piyasasında.
Dünya ekonomisinin omurgasını oluşturan dolar likiditesi, büyük ölçüde ABD tahvil piyasasının istikrarına dayanıyor. Ve bu piyasanın en önemli dış alıcılarından biri, uzun yıllardır Çin.
Peki ya Çin, elindeki ABD tahvillerini azaltmaya başlarsa?
Bu soru teorik bir egzersiz değil. Küresel güç dengesi yeniden şekillenirken, Washington ile Pekin arasındaki stratejik rekabet ekonomik cephede derinleşiyor. Teknoloji ambargoları, ticaret kısıtlamaları, finansal yaptırımlar… Tüm bu gelişmeler, iki ülke arasındaki ekonomik bağların eskisi kadar güvenli olmadığını gösteriyor.
Ve tam da bu noktada, küresel sistemin kırılganlığı ortaya çıkıyor.
Çin’in elindeki ABD tahvilleri neden önemli?
Çin, uzun yıllar boyunca ihracat fazlasını ABD tahvillerine yönlendirdi. Bu hem dolar rezervlerini değerlendirmek hem de yuanın aşırı değerlenmesini engellemek için rasyonel bir tercihti.
Bugün Çin’in elindeki ABD Hazine tahvili stoku geçmiş zirvelerin altında olsa da hâlâ yüz milyarlarca dolar seviyesinde. Bu miktar, ABD tahvil piyasasının toplam büyüklüğü içinde tek başına sistemi yıkacak bir oran olmayabilir. Ancak mesele sadece miktar değil, güven algısıdır.
Tahvil piyasasında fiyatlamalar beklentiyle çalışır. Eğer piyasalar Çin’in sistematik bir satış sürecine gireceğini düşünürse, satışın kendisinden önce faizler yükselmeye başlar. Faizlerin yükselmesi ise zincirleme bir etki yaratır.
Tahvil faizi yükselirse ne olur?
ABD 10 yıllık tahvil faizi, küresel risk fiyatlamasının referans oranıdır. Bu oran yükseldiğinde: ABD’nin borçlanma maliyeti artar, şirket tahvilleri daha pahalı hale gelir, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı hızlanır, Dolar güçlenir, küresel likidite daralır.
Ancak burada kritik bir paradoks var. Eğer faiz artışı büyüme kaynaklı değil,........
