menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meydanda Din Tartışırken Üslubu Kaçırmak

65 0
31.08.2026

Son günlerde sosyal mecrada çokca tanınan iki isim arasında geçen ve pek çok gönlü yaralayan bir tartışmaya şahit olduk. İkisinin de kimi hususlarda emekleri inkâr edilemez; Fakat mesele, kimin haklı kimin haksız olduğunda değil; meselenin nasıl konuşulduğunda düğümleniyor.

İhtilaf, ilim ehli arasında hep var olmuştur. Sahabe bile içtihatlarında ayrılığa düşmüş, fakat bu ayrılık meclislerde, sükûnetle, hürmetle konuşulmuş; avamın önüne bir "kavga" olarak değil, bir "istişare" olarak çıkmıştır.

Bugün ise bir anlaşmazlık, saniyeler içinde binlerce ekrana düşüyor; her ikisinin de takipçisi saf tutuyor, taraf oluyor, birbirine düşüyor.

Hâlbuki mesele büyüklerin omuzlarını aşıp avamın idrakine bırakıldığında, orada ilim değil, kafa karışıklığı biter. Zihni net olmayan bir insan, iki âlimin çekişmesini seyrederken dinden değil, dinin taşıyıcılarından soğuyabilir. Bu, her iki tarafın da niyetinin ötesinde, üslubun doğurduğu bir zarardır.

Üslup meselesi burada can alıcıdır. Biri sert bir dille tenkit ederken nefsini mi tatmin ediyor, hakkı mı arıyor; kendini bile ayırt edemeyebilir. Öbürü, "hakkı savunuyorum" derken alaycı bir dile kayabilir. Oysa Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hilafına giden hiçbir "hak söz" gerçek anlamda haklı sayılmaz; çünkü hak, sadece söylenende değil, söyleniş biçiminde de aranır.

Burada asıl konuşmamız gereken hastalık, "ucb"dur. Kişinin kendi ilmine, kendi hizmetine, kendi doğruluğuna hayran kalması; karşısındakini küçük görmesi. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"Kendinizi temize çıkarmayın. O, kimin (gerçekten) sakındığını daha iyi bilir." (Necm, 53/32)

Ve yine Kur'an-ı Kerim, Kârûn'un ilmiyle övünüp helak oluşunu anlatır: "Bu (servet) bende olan bir bilgi sayesinde bana verildi" demişti........

© Doğruhaber