Mal Makam Sınavını Kaybetmek mi?
Mevzu bizim değil demek yerine ders çıkarmaya çalışmak gayesiyle âgâh olması için nefsimize tekrar söylemek icap ediyor. Çünkü en büyük cihad, düşmanın karşısında değil, aynada başlar; ve çoğu zaman en ağır savaşı, kimsenin göremediği yerde, kimsenin alkışlamadığı bir anda kaybederiz.
Açken dürüst olmak kolaydır. Eline hazinenin anahtarı verilmemiştir, kapıya rüşvet getiren yoktur, imzan kimsenin kaderini değiştirmemektedir. Asıl imtihan, kapının sana açıldığı gün başlar: koltuğa oturduğun, kasanın anahtarının cebine girdiği, bir telefonla bir insanın ekmeğini kesebildiğin gün.
Hepimiz tanırız onları. Bir zamanlar "Allah bana da verirse hakkı tutarım" diyen, yoksulun halinden anlayan, sofrasına davetsiz misafir alan biriydi. Yıllar geçti, makam geldi, servet geldi. Sonra selamı sabahı kesildi; telefonlara çıkmaz oldu, dostlarını "eski bir hatıra" saydı, haksızlığı "idare-i maslahat" diye adlandırdı. Değişen hiçbir şey yoktu aslında. Nefsi aynı nefisti; yalnızca önündeki engel kalkmıştı.
Alimlerin çoğuna göre "Küçük cihaddan büyük cihada döndük." Hadisi sahih bulunmaz ama bunun anlam olarak farklı lafızlarla ifadesini bulmak zor değildir.
“Mücahid, Allah'a itaat uğrunda nefsiyle mücadele eden kimsedir." (Tirmizî)
"Güçlü, güreşte rakibini yenen değildir; asıl güçlü, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olanıdır." (Buhârî, Müslim)
"Kim Rabbinin huzurunda durmaktan korkar ve nefsini hâvadan alıkoyarsa,........
