FETÖ-15 Temmuz’dan Aksa Tufanı ve Epstien dosyalarına
İnsan, olayların tam merkezindeyken bazen objektif davranamaz; başına nelerin geldiğini sağlıklı tahlil etmekte ve anlamlandırmakta zorlanır. Ancak fırtına dindikten sonradır ki, içinde bulunduğu ruh halini ve toplumun gerçek durumunu kavrar.
Türkiye olarak 15 Temmuz askeri darbe kalkışmasını yaşadık. Çok şükür büyük bedeller ödenmesine rağmen bu meş’um girişim amacına ulaşamadı. O dönemde ülkede bir "paralel gizli yapı" olduğu biliniyordu; bu yapının bir ahtapot misali her tarafa sirayet ettiği, kilit noktalara kendi adamlarını yerleştirdiği ve devletin bütün kademelerine nüfuz ettiği tepeden tırnağa herkesin malumuydu. Ne var ki, bunun ismi bir türlü konulamıyordu.
Kimi korkudan, kimi elindeki imkânların gitmesinden, kimi de rahatının bozulmasından çekiniyordu. Bu yapının önemli bir kısmını deşifre edenler ise topluma seslendiklerinde "deli" veya "meczup" damgası yemekten endişe ediyordu.
Ancak 15 Temmuz’u takip eden günlerde bu yapının ne kadar güçlü olduğu; halkın ana damarlarını geçtik, en kılcal damarlarına kadar nasıl sızdığı tüm çıplaklığıyla görüldü. Ordudan emniyete, istihbarattan medyaya, eğitimden sivil toplum kuruluşlarına, siyasetten ekonomiye kadar her alanın işgal edildiği anlaşıldı.........
