Ruhunu Kaybeden Çağın İnsanlarıyız
İnsanlık bugün ekmeğin azlığından değil, ruhun kıtlığından can çekişiyor. Cep doluyken bile kalp bomboş şekilde dolanıyor. Şehirleri göklere çıkarıyoruz, beton yığınlarını "yuva" diye parlatıyoruz, ekranlarımızı ışıkla dolduruyoruz; lakin insanın iç dünyası, o uçsuz bucaksız sahrası giderek daralıyor. Herkes bir yere yetişme telaşında ama kimse huzura varamıyor. Dışarıdan bakınca çelikten bir zırh gibi dimdik duran modern insan, zırhının altında camdan bir kalp gibi bin bir parça yaşıyor.
Günümüzde sevgi bile bir "konfor ürününe" dönüştü. İşimize gelen kadar sadık, canımızı sıkmayan kadar ilgiliyiz. Oysa sadece nefsin üzerine kurulan her bina, ilk rüzgârda yerle yeksan olmaya mahkûmdur. Nefis hep "almak" için pusudadır; oysa insanı insan kılan, feda edebilme asaletidir. Modern insanın o bitmek bilmeyen yorgunluğu tam da buradan besleniyor: Her şeyi mülk edinmek istiyor........
