UTANMAZLAR!
Yalanın, İftiranın ve Tarafgirliğin Ekrandaki Hâli Geçenlerde televizyon kanallarını gezerken her konuda uzman kesilen, birkaç kelimeyi ezberleyip papağan gibi tekrarlayan sözde gazetecilere, yorumculara ve haber sunucularına rastladım. Her zamanki gibi bir araya gelmiş, dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmeleri büyük bir bilgiçlik taslayarak tartışıyorlardı. Tartışmanın konusu Yemen ve Suudi Arabistan olunca dikkatimi çekti. Biraz izleyeyim dedim. Ancak izlediklerim karşısında hayret etmemek mümkün değildi. Sunucu, İran’ın Yemen’deki Ensarullah hareketini neden desteklediğini soruyor, ardından İran’ı savaş isteyen ve bölge için en büyük tehlike olan ülke olarak gösteriyordu. Üstelik bunu yaparken öyle mesnetsiz ve dengesiz ifadeler kullanıyordu ki insan ister istemez şu soruyu soruyor: Siz gerçekten gazeteci misiniz, yoksa belli çevrelerin tezlerini savunmakla mı görevlisiniz? Tam bu sırada, masada oturan uzun saçlı sözde bir gazeteci, sunucunun sözünü keserek ortaya akıl almaz bir iddia attı: “Yemen’deki Husiler, israil istihbaratıyla birlikte çalışıyor. israil’in verdiği destek sayesinde bu kadar direnebiliyorlar!” Düşünebiliyor musunuz? Ortada son derece ağır bir iddia var. Ancak ne bir kaynak gösteriliyor ne bir kanıt sunuluyor ne de iddianın doğruluğu araştırılıyor. Diğer katılımcılar da bu sözlere itiraz etmek yerine, adeta birbirlerini tasdik ederek aynı iddiaya ortak oluyorlar. İşte asıl mesele burada başlıyor! Gazetecilik dediğiniz şey, ortaya atılan her iddiayı sorgulamadan tekrarlamak mıdır? Bir insanın mesleki sorumluluğu, önüne gelen her bilgiyi doğru kabul edip milyonlarca insanın önünde dile getirmek midir? İçlerinden biri çıkıp da “Bu iddianın kaynağı nedir? Elinizde somut bir kanıt var mı? Bunu araştırmadan nasıl kesin bir hüküm verebiliriz?” diyemiyor. Neden? Çünkü bazıları için gerçekleri araştırmak değil, kendi siyasi çizgisini ve tarafını savunmak önemlidir. Gerçekler işlerine geldiğinde kıymetlidir; işlerine gelmediğinde ise yalanı ve iftirayı bile görmezden gelebiliyorlar. Oysa insanın ağzından çıkan her sözün bir sorumluluğu vardır. Hele ki milyonlarca insanın izlediği bir ekranda konuşuyorsanız, bu sorumluluk çok daha büyüktür. İslam ahlakında da bir haberin doğruluğunu araştırmadan onu yaymak ağır bir vebal olarak görülür. Kur’an-ı Kerim’de Hucurât suresinin 6. ayetinde,........
