menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BM KÜRSÜSÜ BİR DÜNYA KÜRSÜSÜ MÜ, GÜÇLÜLERİN SAHNESİ Mİ?

63 0
27.09.2026

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumu New York’ta toplandı. Dünyanın dört bir yanından devlet başkanları ve hükümet temsilcileri, insanlığın ortak sorunlarını konuşmak üzere aynı salonda bir araya geldi. Ne var ki daha ilk günlerde, insanın aklına şu soru geldi: Burası gerçekten dünyanın ortak kürsüsü mü, yoksa güçlü devletlerin gövde gösterisi yaptığı bir sahne mi? Kürsüye çıkan ABD Başkanı Donald Trump’ın konuşması bu soruyu yeniden gündeme taşıdı. Trump, konuşmasında İran’a yönelik son derece sert tehditlerde bulundu; bir anlaşmaya varılmaması hâlinde İran’ı “yok edebileceği” yönünde mesaj verdi. Bununla da yetinmedi; ABD’nin bölgesel ve küresel gücünü öne çıkaran, başka ülkelere de sert mesajlar veren bir üslup kullandı. İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor. Birleşmiş Milletler kürsüsü tehdit kürsüsü değildir. O kürsü, dünyanın en güçlü ülkesinin diğer ülkelere parmak salladığı bir yer olmamalıdır. O kürsü, “Ben güçlüyüm, benim dediğim olur.” anlayışının sergilendiği bir meydan hiç olmamalıdır. Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımından sonra dünyaya bir daha aynı acıların yaşanmaması umuduyla kuruldu. Amaç; uluslararası barışı ve güvenliği korumak, savaşları önlemek, uluslararası hukuku geliştirmek ve insan haklarını savunmaktı. Bugün geldiğimiz noktada ise insan sormadan edemiyor: Dünyaya barış vermek için kurulan bu kurum, neden hâlâ savaşların gölgesinden kurtulamıyor? Neden dünyanın güçlüleri konuşuyor, zayıflar dinliyor? Neden bazı ülkelerin yaptığı yanlışlar bütün dünyanın meselesi hâline gelirken, güçlü devletlerin yaptıkları karşısında uluslararası hukuk çoğu zaman sessiz kalıyor? Neden Birleşmiş Milletler’in karar mekanizması hâlâ beş daimi üyenin veto yetkisinin gölgesinde? Bunlar cevap bekleyen sorulardır. Bugün Birleşmiş Milletler’in en büyük problemi yalnızca aldığı kararların uygulanmaması değildir. Daha büyük problem, dünyanın önemli bir bölümünde bu kurumun adalet dağıtma kapasitesine olan güven yoksunluğudur. Çünkü adalet, güçlüye başka;........

© Doğruhaber