menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Âlim Susarsa, Cehalet Konuşur

83 0
06.09.2026

Bir ülkede âlimler uyuyorsa, o ülkede yaşayan halk ölüdür. İslam medeniyetinde âlimin yeri hiçbir zaman sıradan olmamıştır. Âlim; yalnızca dinî bilgileri aktaran, camide vaaz veren veya medresede ders okutan kişi değildir. O aynı zamanda toplumun vicdanı, hakkın ve adaletin sesi olmalıdır. Hz. Peygamber’e nispet edilen meşhur hadis-i şerifte, “Âlimler, peygamberlerin varisleridir.” buyurulur. Peki, bugün âlimlerimiz gerçekten olması gereken yerde mi? İslam dünyasına baktığımızda binlerce cami ve medrese, yüz binlerce hoca, müderris ve ilahiyat alanında yetişmiş insan görüyoruz. Kitaplar yazılıyor, dersler veriliyor, konferanslar düzenleniyor. Fakat bütün bunlara rağmen İslam dünyasının önemli bir bölümü hâlâ cehalet, yoksulluk, adaletsizlik, çatışma ve ayrışmalarla mücadele ediyor. İnsanlar fırkalara, gruplara ve cemaatlere bölünüyor. Aynı inancın mensupları zaman zaman birbirlerine karşı düşmanlık besleyebiliyor. Siyasî ve fikrî sebeplerle insanlar ülkelerini terk ediyor, sürgüne gönderiliyor. Yoksulluk ve açlık milyonlarca insanın hayatını etkiliyor. Hukuksuzluk, adaletsizlik ve baskı toplumların geleceğini tehdit ediyor. Şimdi durup sormamız gerekiyor: Bunca âlim, bunca medrese, bunca cami ve bunca kitap varken, neden hâlâ bu noktadayız? Suçu Hep Başkasında Aramak Her başarısızlığın sebebini dışarıda aramak kolaydır. Dış güçler deriz, emperyalizm deriz, tarihî şartlar deriz, siyasî oyunlar deriz... Elbette bunların hiçbiri yok sayılamaz. İslam coğrafyasının yaşadığı sorunlarda dış müdahalelerin, siyasî hesapların ve ekonomik çıkarların önemli etkileri olmuştur. Fakat bütün sorumluluğu dışarıya yüklemek, bizi kendi hatalarımızla yüzleşmekten kurtarmaz. Çünkü insanın en zor yaptığı şey, kendi hatasına bakabilmesidir. Belki de artık kendimize şu........

© Doğruhaber