Gençlik ve Hayâ
Kur’ân-ı Kerîm, insanlığa sadece iman esaslarını öğreten bir kitap değildir. O, aynı zamanda hayatın her alanını kuşatan bir ahlâk ve edep rehberidir. Kur’an’da anlatılan kıssalar da yalnızca geçmişte yaşanmış olayları aktarmak için değil, her çağın insanına örnek olacak şahsiyetler yetiştirmek için zikredilmiştir. Bu kıssalardan biri de Hz. Mûsâ’nın Medyen’e hicretinden sonra yaşadığı hadisedir. Bu kıssa, özellikle gençler için hayâ, nezaket, güvenilirlik ve iffet bakımından son derece önemli mesajlar taşımaktadır.
Yüce Allah, Medyen kuyusuna gelen Hz. Mûsâ’nın iki genç kıza yardım edişini anlattıktan sonra, kızlardan birini şu ifadeyle tasvir eder: “Derken o iki kızdan biri utangaç bir eda ile yürüyerek onun yanına geldi…” (el-Kasas: 25). Kur’an’ın sadece birkaç kelimeyle yaptığı bu tasvir üzerinde uzun uzun düşünmek gerekir. Çünkü burada anlatılan yalnızca bir yürüyüş değil; bir mümin şahsiyetinin dışa yansıyan hayâsı, vakarı ve edebidir. Genç bir kızın hâya duygusu, Kur’an tarafından övülmüş ve kıyamete kadar okunacak ilahî bir örnek hâline getirilmiştir. Bu durum, hayânın sadece kültürel bir değer değil, ilahî vahyin de teşvik ettiği temel bir ahlâk ilkesi olduğunu göstermektedir.
Diğer tarafta ise Hz. Mûsâ........
