’’Laiklik Bildirisi’’nin çağrıştırdıkları
Geçenlerde gazeteci, yazar, sanatçı ve akademisyenlerden oluşan Atatürkçü/Kemalist bir grubun yayımladığı ‘’laiklik bildirisi’’ ‘’Kemalist-dinci karşıtlığı’’ eksenindeki o bildik eski tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Bildirinin ana teması AKP iktidarının laikliği tehlikeye attığı idi.
Bildirinin agresif dili ve bu kesimin laiklik anlayışının problemli olduğu gerçeği bizi yanıltmasın; orada işaret edilen tehlike maalesef hayal ürünü değildir. Ayrıca, bu meselede sadece Kemalistlerin değil, AKP’nin ve onun siyasî temslicisi olduğu dindar-muhafazakâr kesimin laiklik anlayışı da problemlidir. Nitekim bu bildiri en sert karşılığı bu kesimin siyasî lideri olan Cumhurbaşkanından aldı.
Şimdi önce Kemalist laikliğe bir göz atallım. Bir düşünce ve pratik olarak Kemalist laiklik yanlış bir temel veya esas üzerine oturmuştur. Bu esas, laikliğin siyasî bir prensip olmaktan çok bir dünya görüşü ve/veya hayat tarzı olarak görülmesidir. Başka bir deyişle, Kemalistler siyasî olanla sosyolojik olanı -sanırım bilerek ve isteyerek- birbirine karıştırmaktadırlar.
Bu yanlış anlayış Kemalistleri toplumun sekülerleşmesini (dinî ilgi ve kaygıların yerini dünyevi olanların almasını, hatta dinden uzaklaşmayı) laikliğin bir şartı olarak görmeye götürmektedir. Oysa, bir toplumda dünyevi ilgi ve kaygıların baskın hale gelmesi laikliğin yerleşmesini belki kolaylaştırabilir ama böyle olması laiklik için şart........
