menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Elveda Bastiani Kalesi, elveda yaşanmamış hayat

35 0
23.08.2026

Dino Buzzati, 1906'da İtalya'nın Belluno kentinde doğmuş bir İtalyan yazardır. Corriere della Sera gazetesinde savaş muhabirliği yapmıştır; fakat adını asıl 1940'ta yayımladığı Tatar Çölü ile ölümsüzleştirmiştir. Franz Kafka ve Albert Camus esintilerini hissettiğim bu roman, bekleyişin ve ertelenmiş hayatın en çarpıcı alegorilerinden biri sayılır.

Genç Teğmen Giovanni Drogo, ilk görev yeri olan Bastiani Kalesi'ne doğru yola çıktığında, aslında "gerçek yaşamının" da başlayacağına inanır. Harp Akademisi'nin o kasvetli, ağır günlerini, sokaktan geçen özgür insanların seslerini duyduğu hüzünlü etüt akşamlarını geride bırakmıştır artık. Ama insan tuhaf bir varlıktır: "şimdi"ye güvenmez. Hep bir sonraki eşiği bekler. Oysa gerçek hayatın başlangıcı tam da o an, elindeki an değil midir? İnsan her ânı zapt edemez belki, ama en azından sürekli ruhuna ihanet etmeye meyilli de olmamalıdır — Drogo'nun daha yolun başında düştüğü bu çelişki, aslında kitabın tamamının küçük bir provasıdır.

Kaleyi ilk gördüğünde karşısına çıkan manzara, daha yolun başındaki bu kararsızlığı ve içindeki tedirginliği haklı çıkarır gibidir: kapkara, kocaman, eski ve tümüyle ıssız bir yapı... Duvarlardan çevredeki manzaraya kadar her şey kasvetli, iç bunaltıcıdır. Sanki bu kale, miskinleşmiş, gerçeklere gözünü yummuş, basiretsiz bir ruhun mimariye dökülmüş hâlidir.

Kalenin eski sakinlerinden Yüzbaşı Ortiz, yeni gelen Drogo'ya durumu açık yüreklilikle anlatır: burası ikinci sınıf, ölü bir sınır kalesidir; hizmet süresi resmî olarak iki yıldır ama kıdeme dört yıl olarak yazılır; nitekim insan hızla terfi etmek uğruna her şeye, hatta Bastiani........

© Diriliş Postası