Yalanlar Sprint Koşar Ama Gerçekler Maraton Koşar
Son yılların en çok beklenen, hakkında en çok spekülasyonüretilen ve en çok tartışılan filmi olan; pop müziğin kralıMichael Jackson’ın hayatını beyazperdeye taşıyan Michael,nihayet izleyicinin karşısına çıktı. 2000’lerin başında Training Day (2001) ve Tears of the Sun (2003) ile ses getiren, daha sonra The Equalizer serisi, Southpaw (2015), The MagnificentSeven (2016), Emancipation (2022) gibi geniş yelpazede filmlere imza atan, özellikle aksiyon ve gerilim sinemasında adından söz ettiren yönetmen Antoine Fuqua; kamerasını bu kez popüler kültürün en gizemli figürlerinden birine, Michael Jackson’a çeviriyor.
Filmin arkasında, müzik dünyasının efsanelerini beyaz perdeye taşıma konusunda deneyimli olan Bohemian Rhapsody yapımcılarının bulunması; bireyin sistemle ve kendi iç dünyasıyla çatışmasını merkeze alan bir yönetmen olan Antoine Fuqua’nın, bir müzik ikonunun biyografisini nasıl bir yaklaşımla ele alacağı sorusunu başlı başına merak konusu haline getiriyordu. Bu işbirliği, filmin prodüksiyon değerinin ve müzikal sekanslarının nasıl böylesine incelikli bir tasarımla beyaz perdeye aktarıldığını gözler önüne seriyor.
Müzisyen biyografileri, son yıllarda Bohemian Rhapsody(2018), Elvis (2022) ve Bob Marley: One Love (2024) gibi yapımlarla bir tür azizleştirmeye evriliyor. Elvis’teki görsel ihtişamı ve Bohemian Rhapsody’deki sahne enerjisini ödünç alan Michael da bu kervana katılırken, kendi içerisinde daha kontrollü bir anlatı kurma çabası güdüyor. Selefi olan biyografiler, sanatçıların düşüş ve yükselişlerini daha çizgisel bir düzlemde sunarak, bir idolün mitolojisini inşa etmeye odaklanırken, Fuqua’nın filmi çok daha izole, adeta fanusun içinde yaşatılan bir sanatçı portresi ortaya koyuyor.
Michael Jackson’ın Indiana’daki çocukluğundan başlayıp küresel bir efsaneye dönüşme süreçlerini işleyen hikâye, sanatçının babası Joe Jackson’ın acımasız disiplini ve bu disiplinin yarattığı ağır çocukluk travması üzerine kurulu. Babasının zorlamasıyla, kardeşleriyle birlikte oluşturdukları ‘Jacksons5’ günlerinden solo kariyerine uzanan bu yolculukta, Michael’ın sanatına olan tutkusu ve mükemmeliyetçiliği, maruz kaldığı psikolojik baskıyla harmanlanıyor. Ancak film, Jackson’ın hayatındaki sansasyonel başlıklara, tartışmalara ve kişisel krizlerine dair neredeyse hiçbir detaya girmiyor. Siyahi bir sanatçı olarak beyazların hâkimiyetindeki MTV’de video kliplerinin dönmesini sağladığı sahne dışında; finanse ettiği siyahi girişimler, Afro-Amerikalı sanatçıların müzik hakları için yürüttüğü hukuki ve etik savaşlar ile Afrika köklerine olan derin bağlılığına dair herhangi bir ipucu da yer almıyor. Aslında ailesinin yapım üzerindeki müdahil tavrı,........
