Venezuela’da ne oldu?
Doğru bir istikamette ilerleyebilmek için en başından ve bir hakikati yeniden tespit ederek yazıya başlamak gerekiyor.
O da Venezuela lideri Maduro’nun “narko-terör” kapsamına dahil edilerek -güya- uluslararası hukukun işletildiği bir haydutlukla kendi ülkesinden kaçırılmasıdır.
Bu gerekçe boşuna değildir.
ABD Başkanının senato kararı olmadan – bu operasyon için bile kendisi çatlak sesler çıkabilirdi dedi- bir savaş emri vermesi mümkün olmadığı için bilinçli olarak “uyuşturucu” kartı kullanmış ve Venezuela’ya ait gemileri bu gerekçeyle vurmuştur.
Devamındaki kaçırma da bu sürecin bir parçası yapılmıştır.
Zira barış zamanlarında bir ülkenin açık denizlerdeki -askeri olanlarda dahil- gemilerine müdahale etmenin tek gerekçesi de uyuşturucudur.
“Açık Deniz” kavramının mimarı Hollandalı ünlü hukukçu Hugo Grotius’un bile kemiklerini sızlatan bu istismar, dünyanın hâlâ birinci dünya savaşı öncesindeki koşullardan bir adım bile öteye gidemediğinin açık bir göstergesidir.
Uyuşturucu dışında başka hiçbir gerekçe ile açık denizlerdeki seyrüsefer hürriyeti engellenemez ve başka bir devletin insanları alıkonulamaz.
Fakat bu kuralın hangi şeffaflıkla yürütüldüğü, hukukun nasıl işletildiği de önemlidir.
Eğer böyle bir suç işlenmişse bile yargılama yeri ABD mahkemeleri değil, BM altında teşekkül ettirilmiş uluslararası mahkemelerdir.
Bundan sonra anlatacaklarım, olması gerekenler ve ABD’nin tarihsel........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin