menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sıvılaşmadan viskoziteye: Bir otorite hikâyesi

41 0
15.06.2026

Yaklaşık iki yıl önce çeşitli yayınlarda, devletin kadife kaplı elini çok yanlış anlayanlar olduğunu ve bunun sürdürülebilir olmadığını ifade etmeye çalışmıştım.

Bunun en temel sebebi şuydu: Pandemi, Ukrayna-Rusya Savaşı ve on bir ilimizi yıkan deprem felaketi ve arka arkaya gelen iki seçim gibi çok büyük sarsıntılara sebep olan hadiseler, devleti vatandaşlarına karşı daha müşfik davranmaya itmişti.

Bunda anormal olan bir şey olmadığı gibi, olması gereken de bir şeydi.

Zira devlet, vatandaşlarını her türlü zorluk ve tehdit karşısında korumakla mükellefti.

Bir insan ömrüne çok az denk gelecek devasa sorunlar varken, devletin bu sorunların rahat atlatılmasına katkısı, onun “baba” rolünden ileri geliyordu.

Toplumun kahir ekseriyeti de bu müşfikliğin farkında olarak; “Allah devletimizi başımızdan eksik etmesin.” demiştir.

Fakat bazı fırsatçılar ise bunu bir çıkar çarkına çevirme yarışına girdi.

Piyasaların manipüle edilmesinden fahiş fiyatlara kadar, pek çok hamleler oldu.

Bir tarafta acılar, kayıplar yaşanırken diğer tarafta hakkı olamayana göz diken vicdan fukaraları iş başındaydı.

O günlerde çoğumuz, yaşananların bizi........

© Diriliş Postası