SERVETLER BİRİKİRKEN ÇÜRÜYEN İNSANLIK
Her çağ ve durum kendi sorunlarıyla, krizleriyle ya da fırsatlarıyla geliyor. Bugünlerde de ne yazık ki paranın ve konforun çürüttüğü yeni şahsiyetlerle yüzleşiyoruz.
Konduramadığımız yepyeni yüzlerle imtihandayız; “fon vurgunu” manşetleriyle.
Daha önce de uyuşturucu ve fuhuş soruşturmalarıyla bizi şaşırtan ve üzerine hiç konduramadıkarımız oldu. Jean-Jacques Rousseau; “Maddi zenginlik arttıkça, ruhsal çürüme kaçınılmazdır." derken acaba bu bunları mı kastediyordu.
Sayısız şair, yazar, filozof konfor ve aşırı zenginlik ile çürüme arasındaki ilişkiyi abartmış olabilir mi? Yoksa gerçek bir hakikat üzerinde kaçınılmaz bir ittifak mı ortaya çıkmıştır?
İsterseniz konfor ve çürüme ilişkisini sözün ustalarından, düşüncenin mimarlarından okuyalım; ilk çağlardan günümüze, doğudan batıya, Müslüman'dan gayr-i müslime…
Oliver Goldsmith ; “Servetin biriktiği, insanların ise çürüdüğü yerde." derken anlamlı bir kesişim kavşağını işaret ediyordu; bir uyarı levhasından.
Nurettin Topçu; "Cüzdanı kabarık, fakat vicdanı bomboş........
