menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ACILAR SATILIR MI? SATILIR

44 0
15.04.2026

İsrail’in dünyaya hediye ettiği kelime Holokost… Şunu diyebilirsiniz: “Hayır, Hitler hediye etti” Ben de size tekrar şunu derim: “Hayır, İsrail hediye etti” Tartışmayalım…

Film, kitap, resim, müzik, baskılı-baskısız, görsel ya da değil; her şey… Aklımız ermeye başladığından beri Holokost’un ne kadar kötü bir şey olduğunu duyuyoruz. Çünkü o dünyanın ortak acısı. “Auschwitz’de ölenler bizdik yani insanlık.” “Orada canlar değil vicdanlar yakıldı.” “İnsanların ne kadar kötü olabileceğini örneklerle gördük.” Ne güzel beylik laflar ediyorum değil mi? Çünkü az önce “Schindler’in Listesi”ni izledim. Bir arkadaşım şöyle demişti: “Schindler’in Listesi”ni izledikten sonra insanlığımdan utandım” Neden utandığını söylemedi, biz de sormadık. Herhalde 7’si Oscar olmak üzere 91 ödülü boşuna almadı. Tüm dünya insanlığından utanmış olmalı.

Fakat bu böyle devam etmeyecek. Çünkü burada duymaya alıştığınız şeyleri söylemek için değil tam tersi hiç de alışık olmadığınız şeyleri söylemek için geldim.

Ve yanımda biri var: Norman G. Finkelstein. Ben ona eşlik edeceğim. O söyleyecek ben ileteceğim. Her zaman olduğu gibi ağırlık kendi yorumlarım olacak. Şimdi yavaş yavaş başlayalım: “Holokost Endüstrisi: Yahudi Acılarının İstismarı”

“İçeride benim düşündüklerim olmalı”, “Yemin ettiğim ama ispatlayamadığım gerçekler delillendirilmeli” bakışıyla okuduğum kitaplardan biri. Finkelstein, anne ve babası toplama kamplarından kurtulmuş bir Yahudi olarak –eğer olumsuz bir şeyler yazmışsa- muhakkak ki daha inandırıcı olacaktır. Örneğin bu kitabı ben yazsaydım anında “antisemitist” damgası yiyip kendi küçük mahallemde aynı şeyleri tekrarlayan biri olarak unutulur giderdim. Ama Finkelstein, Yahudi olmanın avantajıyla Amerika özelinde dünyanım hâl-i pür melâlini son derece güzel ifade etmiş. İnandırıcılık puanı 100.

Atom bombasını bilmiyor ama Holokost’u biliyor

İster istemez bir Amerika gerçeği ile karşılaşıyoruz. Bunu yazarın daha başlangıçtaki sözlerinden anladık. Holokost, Amerika’nın dikkatini çekmeseydi dünyanın başına bela olmayacaktı. Yazar, İkinci Dünya Savaşı’ndan 1960’ların sonlarına kadar konuyla ilgili birkaç kitap ve filmden başka bir şey olmadığını, bununla ilgili de koskoca Amerika’da ders veren tek bir üniversite olduğunu belirtiyor. Şöyle teknik bilgilerden nefret ediyorum. Hepsi doğru ama sıkıcı.

Gelinen noktada Holokost, Amerika’da Pearl Harbor baskını ya da Japonya’ya atılan atom bombalarından daha fazla bilinir hale gelmiş. Ben değil anketler öyle diyor… Sürekli işgal sürekli soykırım politikası ile katliamlarına yeni katliamlar ekleyen İsrail’in tek çıkış noktası buydu çünkü. Holokost daima taze tutulacak ki şimdi yapılanlar görülmesin, “mağdur” bir millet bir daha mağdur edilmesin…

Yazar 1967 Arap-İsrail savaşıyla beraber her şeyin değiştiğini, bu savaşla beraber Holokost’un Amerikan Yahudilerinin hayatının bir parçası olduğunu söylüyor. Bu kısım biraz ekonomik biraz da siyasi. Finkelstein çok iyi izah etmiş; ben 1967’ye kadarki kısımda ABD hükümetlerinin bu konuyu gündeme almadığını, Yahudi örgütlerin ise buna Soğuk Savaş öncelikleri dolayısıyla hükümetle uyumlu olabilmek için pek değinmediklerini söyleyerek geçeyim. İlerleyen süreçte, eğitimden sağlığa, ticaretten bürokrasiye her alanda Yahudi etkinliği artınca ABD........

© Diriliş Postası