SİYASİ ŞOVLARLA DEVLET YÖNETİLMEZ: TÜRKİYE'NİN 80 YILLIK KRİZ DÖNGÜSÜ VE CHP'NİN BÜYÜK YANILGISI
Türkiye siyaseti, Cumhuriyet tarihi boyunca çok ağır krizler, partileri kapatan darbeler, liderleri yasaklayan muhtıralar ve hareketleri tasfiye etmeyi amaçlayan yargı müdahaleleri gördü. Ancak bugün muhalefet cephesine, bilhassa da ana muhalefet partisine baktığımızda gördüğümüz tablo, bu devletin siyasi genetiğini ve seçmenin refleksini hiç okuyamadıklarını gösteriyor.
Siyasette "ikonik fotoğraf" vermek ile "tarihsel ağırlık" sahibi olmak aynı şey değildir. Gazeteci tokatlamak, kapıya gelen tebligatı yırtıp atmak, kameralar önünde öfke performansı sergilemek, sosyal medyada birbirini takipten çıkmak ya da yağmur altında yürüyerek dramatik kareler vermek siyasal dirayet üretmez. Bunlar kısa vadede sosyal medyanın gündemini değiştirir, kendi kitlenizden alkış da alırsınız. Seçmen belki size bakıp “Evet, mücadele ediyor” der ama sandığa giderken o kritik soruyu sorar: "Bu parti, bu kadro devleti yönetebilir mi?"
İşte sırf anlık performans ve şov siyaseti yaptığınız için o sorunun cevabı hep "Hayır" olur. Çünkü 20 milyonluk kitleler sadece öfkeye veya mağduriyet estetiğine değil, istikrara ve öngörülebilirlik vaadine oy verir.
80 Yıllık Siyasi Döngü: Krizler Partileri Kapatır Ama Tabanı Asla!
Türk siyasi tarihini 1960’tan günümüze kadar bir zaman tüneline soktuğumuzda karşımıza "kriz ve sonuç" sarmalından oluşan çok net bir tablo çıkıyor.
27 Mayıs 1960 darbesinde Demokrat Parti (DP) kapatıldı; Menderes, Zorlu ve Polatkan idam edildi. Bitti mi? Hayır. O taban "kurumsal bir sabırla" 1961'de Adalet Partisi'nde (AP) toparlanıp yeniden iktidar oldu. 1971 Muhtırası ile 10 yılda 10 hükümet değişti, siyaset baskı altına alındı. 12 Eylül 1980 balyozu tüm siyaseti ezdi geçti, AP, CHP, MHP, MSP kapatıldı, liderleri yasaklandı.........
