menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Aileyi yıkacak kanunlar yapmışız!'

5 0
previous day

"AİLEYİ YIKACAK KANUN YAPMIŞIZ!"

Başlıktaki “Aileyi yıkacak kanunlar yapmışız” İfadesi bir suçlama veya yalan ifade olmadığı gibi bana da ait değil. Bizzat AK Parti’de önemli görevler yapmış birkaç insanın değişik zamanlarda yaptıkları ortak açıklamaların özetidir. Makalenin ilerleyen aşamalarında kimin hangi maksatla söylediğini kaynaklarıyla sizlere takdim edeceğim.

Bilindiği üzere AK Parti, resmi söylemlerinde aileyi “Türk toplumunun temeli” olarak tanımlamış ve ailenin korunmasını temel önceliklerinden biri olarak ilan etmiştir. Bunu iktidarda olduğu 25 yıllık dönemde de sık sık tekrar etmiştir.  Ancak uygulamada ve çıkarılan bazı kanunlarda acaba bu söylem yapılan eylemlere uyuyor mu?

Ne yazık ki AK Parti’nin zaman zaman çıkardığı bazı yasal düzenleme ve ekonomik politikalarının aile kurumuna ve bütünlüğüne zarar verdiğini artık kendileri de kabul ediyor. Mesela AK Parti eski milletvekili, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Kamu Baş denetçisi (Ombudsman) Şeref Malkoç, Ocak 2019 tarihinde yaptığı açıklamada kadının beyanıyla erkeğin evden uzaklaştırılmasını öngören 6284 sayılı Kanun ve süresiz nafaka uygulamalarını (Süresiz nafakayı Anayasa mahkemesi iptal etti, 9 ay sonra yürürlüğe girecek ama net bir şey olmadığı için mahkemelerin ne karar vereceği meçhul. Bu hususta yasal düzenleme şart) eleştirirken tam olarak şu ifadeleri kullanmıştır:

“Eşler tartıştığında kadın, karakola telefon açıp şikâyette bulunduğunda koca evden uzaklaştırma alıyor. Bu da öfkeyi ve kadına şiddeti körüklüyor. Biz eşleri barıştırmak yerine ayrılsın diye kanun çıkarmışız.“

Malkoç’un bu çıkışı, o dönem kamuoyunda büyük yankı uyandırmış; kadın hakları savunucuları tarafından 6284 sayılı koruma kanununu hedef aldığı gerekçesiyle eleştirilirken, muhafazakâr tabandaki kanun karşıtları tarafından ise önemli bir “iktidar itirafı” olarak desteklenmiştir.

Yine Ekim 2022 tarihinde Konya’da düzenlenen ve aile hukukuna fıkhi ile modern yaklaşımların ele alındığı bir sempozyumda AK Parti Konya eski Milletvekili ve Genel Başkan eski yardımcısı Ahmet Sorgun “Biz meğer aileyi yıkan kanunlar çıkarmışız.” öz eleştirisini yapan kişi olarak tarihe geçmiş ve özetle şu ifadeleri kullanmıştır:

“Biz meğer aileyi yıkan kanunlar çıkarmışız. Aileyi yıkan kanunlar neyse o halde bu kanunlar üzerine çalışıp değiştirilmesi için çalışma yapılmalı. STK’lara düşen sorumluluklar var. Aile için tehlikeli yasaların kaynağını kurutup yeniden gözden geçirmek lazım.”

Bu söz de tıpkı Şeref Malkoç gibi özellikle muhafazakâr tabanda ve siyasi arenada iktidarın kendi çıkardığı aile/kadın  politikalarına yönelik en net ve açık öz eleştirilerden biri olmuştur.

Ahmet Sorgun bu sözleri, AK Parti Konya Milletvekilliği yaptığı dönemde ve özellikle Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin ardından aile mevzuatına yönelik muhafazakâr sivil toplum kuruluşları ve siyaset kanadında yürütülen “aile yapısının korunması” tartışmaları sırasında dile getirmiştir. Söz konusu eleştiri; özellikle süresiz nafaka, erken evlilik mağduriyetleri ve boşanma süreçlerindeki bazı yasal mevzuatların aile kurumuna zarar verdiği yönündeki öz eleştirilerin bir parçası olarak kayıtlara geçmiştir.

Türkiye’nin, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadeleyi hukuki olarak güvence altına aldığını iddia eden ama aslında Müslüman Türk aile yapısını temelden dinamitleyen ‘İstanbul Sözleşmesi’nden 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile çekildik. Ancak yürürlükte olduğu zaman diliminde çıkarılan kanunların hala yerinde duruyor olması, bu çekilmenin hiçbir işe yaramadığını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede çıkarılan kanunların aile birliğini korumaktan ziyade şiddet faillerini cesaretlendirdiği, kadınları ve çocukları ev içi şiddete karşı savunmasız bıraktığı ve aile içi cinayetleri artırdığı yapılan araştırmalarda çok açık biçimde görülmektedir.

İktidarın, İstanbul Sözleşmesi isimli projeden çekilmelerinin aile yapısını korumak amacıyla yapıldığını, Türk hukukunun ve 6284 sayılı Kanun’un kadınları ve aileyi korumak için yeterli olduğunu açıklaması, netice itibariyle pratikte hiçbir işe yaramamakta ve sadece göstermelik bir politik atak olarak görülmektedir.

İktidar içerisindeki bazı marjinallerin talepleri doğrultusunda, şiddet mağduru kadınları koruduğu iddia edilen “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” ve süresiz nafaka hakkı, aileleri korumakla çeliştiği, kadınların şiddet gördükleri evlere geri dönmesine veya ekonomik olarak istismar edilmesine zemin hazırladığı görmezden gelinemez.

Aile mahkemelerinin işleyişi ve nafaka düzenlemeleri hususunda atılan adımların bazen aile kurumunu zayıflattığı görülmüştür. Bizzat yeni Adalet bakanının da ifadesi ile boşanma davalarının çok uzaması, arabuluculuk uygulamalarındaki aksaklıklar, genç evlilerin hapisle cezalandırılması ve kadına/çocuğa yönelik nafaka ödemelerinde yaşanan tahsilat problemleri, boşanan bireylerin ve çocukların mağduriyetine sebep olmaktadır.

AK Parti kabul etmese de çıkardıkları yasalarla adeta kadınları ilahlaştırıp, erkekleri mağdur hale getirmeyi ve adeta aileyi bitirmeyi hedeflemektedir. Çıkarılan kanunlarla açık biçimde boşanan erkeğin çocuk dâhil her şeyi çalınıp, kadına verilerek adeta yasal bir hırsızlık ve haksızlık yapılmaktadır. Süresiz nafaka ve erken evlilik suçlamalarıyla erkekler resmen zulme maruz kalıyor. Bu sebeple erkekler, evlenmekten korktuklarını açık biçimde dile getiriyor.  Neticede yaşananlar sonunda evlilik sayısı düşerken, boşanma sayısı hızla artıyor. Sık sık nüfusun artması için........

© Dikgazete.com